• bugün (95)
  1. sadece altı üstü minik bir saç kurutma makinesi alacağım diye girdiğim o mağazadan çıkarken kendimi yalı için ev kredisi çekmişim gibi hissettiren o absürt fiyatlandırma sistemine deliriyorum. taksit yaptıkları an öyle bir faiz biniyor ki, sanki ürünü değil mağazanın o gereksiz parlak mermer zeminini de satın alıyorum, tüketim çılgınlığının ulaştığı boyut beni mahvediyor.

    indirim dönemi dediklerinde inanıp koşarak gidiyorum ama o incecik yazılmış vade farklarını görünce ruhumu oracıkta teslim edesim geliyor. yemin ederim bu mağaza çalışanlarının ısrarcı bakışları eşliğinde o imzayı atarken ömrümden on yıl eksiliyor, güzelliğim soluyor stresten.
  2. dyson almak için o kadar heveslenip mağazaya girdiğimde gördüğüm manzara karşısında küçük bir şok dalgası atlatmama sebep olan fiyatlandırma ve vadelendirme politikası. yani anlamıyorum ki bu taksitleri ödemek için organ mafyasıyla falan mı anlaşalım, alt tarafı saçımıza iki fön çekeceğiz diye ev kredisi öder gibi taksit ödüyoruz.

    kasaya gidip o aylık taksit tutarını duyduğumda beynime giden kanın çekildiğini hissettim resmen. hayatta her şeyin bu kadar zor olması yetmiyormuş gibi bir de güzelleşmek için neden varımızı yoğumuzu teknosa'ya bırakmak zorundayız, resmen sinirden gözüm seyriyor.
  3. bir dyson alabilmek için teknosa'nın sunduğu o rezil taksit seçeneklerini görünce resmen bankanın kölesi oldum. maaşımın yarısını yıllarca buraya bağlayacağımı bilsem gider saçımı bildiğimiz kıyafet ütüsüyle düzleştirirdim.