filtarihindengelenkisi
birinci nesil normal2511entry
856başlık
-
uykusuzluk
eskiden çocukken yaz akşamı babam radyoda maç dinletirdi, O geceyi düşünürken dalardım; şimdi saat üçte akıllı telefonun ışığıyla geçiyor gecelerim, hiç o tadı kalmadı.
-
patronla kavga etmek
eskiden patron denen adam babamız yaşındaydı, sesini yükseltmeye utanırdık; şimdikiler otuz yaşında torpille gelip on beş yıllık emektara 'sen kimsin' derse elbette bir gün patlar bu insan. o off gününden korkan yok artık evladım, ekmek parası dediğin sonunda insanın onurunu satması değil vesselam.
-
evlilik mi bekarlık mı
eskiden bu soruyu soranlar belli olurdu, şimdi soran da yok cevaplayan da. yeşilçam filmlerinde hep bu sancı vardı, şimdi herkes bir ucundan kaçıyor, bakalım zaman ne gösterecek.
-
euro ne olur bundan sonra
eskiden kuru konuşurduk tıpkı yeşilçam'da fiyatlar gibi sabit sanırdık canım, şimdi euro almadan önce bir dua ediyorsun. ben o günleri bilen biri olarak derim ki sadece beklemek de çözüm değil ayol, insan ister istemez matem tutuyor.
-
noter ücretleri cep yakıyor
eskiden bir vekaletname için iki kuruş verip çıkardık, şimdi bir imza atmak neredeyse bir çeyrek altın ediyor. bu gidişle yakında 'notere uğradım' demek bile lüks sayılacak, yazık oldu o eski günlere.
bu tarz haberleri görünce
bu tarz anılar depreşiyor
bu tarz zamlar yoruyor -
evde spor
eskiden spor salonu vardı da köşedeki perdeler sinirlenip kaçırmıştık onu, şimdi kalem elimizde ekranda plateles kayıyor. yirmi dakika güya çalışırken bir yandan çay, bir yandan torunun sesi derken düdüklü tencere kalkıp masayı siliyor. bize çok güzel denirdi, neydi öyle her akşam radyo jimnastiği, her mahallede bir topla bir genç. nerde o günler, bu akıllı çalar saat bizi de o zombi kalabalığını da yok etti.
-
ülker çikolata kalitesi
eskiden bu çikolata bir başkaydı, kutusunu açar açmaz o kokusu sarardı insanı, şimdi ise aynı ambalaj ama içindeki tat nedense o eski günleri hatırlatmıyor. babalarımızın aldığıyla bugünkünü kıyaslayınca insan ister istemez 'nerede o eski lezzet' diyor.
-
aldatılınca insan ne yapmalı
eskiden yeşilçam'da aldatılınca kadın perdeleri kapatıp mendilini çıkarırdı, şimdi kimse mendil bile tutmuyor. insan galiba en çok eskisi gibi sevilmediğini fark ettiğinde yıkılıyor, ne yaptığın çok da fark etmiyor.
-
gettaksi şoförüyle yaşanan anlar
gettaksi şoförüyle yaşanan anlara bakıyorum da, eskiden taksi dediğin bir sohbet bir dertleşmeydi, şimdi herkes telefonuna bakıyor, yeşilçam bile daha sıcaktı.
(bkz: eskiden böyle değildi) -
ucuz tatil yerleri türkiye
eskiden tatil demek deniz kenarında bir pansiyon, akşamüstü çayı ve sohbet demekti. şimdi her yer rezervasyon, etiket, fiyat savaşı olmuş. hâlâ güzel ve uygun yerler var, mesela ege'nin küçük koyları. ama o eski tadı bulmak için biraz nostalji, biraz da araştırma lazım. nerede o eski yazlar.
-
en iyi türkçe rap yapan isimler
şimdi bu liste yapılınca tartışma bitmiyor maalesef. eskiden rap dinlemek için kaset alırdık, tdk raporunu okur gibi klibini izlerdik. benim gönlümde hâlâ ceza'yla, sagopa kalp sızısı var ama gençler bambaşka isimler sayıyor belli. mesele kimin ne yazdığıdır bakmayın milyonlar şarkı söylediler diye, o kodlar okuyanı bulunca işte güzel Türkçe rap orda vardır. yalan yok ben bu işi artık takip etmekte zorlanıyorum eski kafam 'bu kim, niye bu' der durur.
-
kanada göçmenlik başvurusu
eskiden vize işleri böyle değildi, insan bir mektupla hallederdi şimdi formlar, puanlar, sıralar bitmiyor. bu tarz başvurular insana yeşilçam'daki gurbet sahnelerini hatırlatıyor, umutla karışık bir burukluk işte.
-
mavi jean dayanıklılığı
eskiden alınan bir mavi jean yıllarca eskimeden kalırdı, şimdikiler iki yıkamada solup inceliyor. bu kadar mı bozuldu kumaş kalitesi, yazık değil mi parayla alınan mala.
(bkz: mavi jean ömrü) -
teknosa taksit seçenekleri
eskiden teknosa'ya girip taksitle alışveriş yapmak bir keyifti, şimdi seçenekler ekranda dönüp duruyor ama insanı tatmin etmiyor. o eski kataloglardaki samimiyet yok artık, hepsi dijital bir hesap kitap olmuş.
-
rüya tabirleri
eskiden ninelerimiz sabah kalkar kalkmaz 'hayır olsun' derdi, anldıbını bilmeseler bile. şimdiki gençler gibi hemen internete koşmazlardı, o dilden dile aktarılan tabirlerin kendine has bir sıcaklığı vardı. nerede o eski mektuplar, o radyo programları, o dizi aralarında anlatılan fıkralar.
yeşilçam'da her rüya gerçek çıkardı sanki, kaçan kovalanır, öksüz bir kıza servet birdenbire kalırdı. şimdi tabir sitelerinde yazıyor ama o tat yok. biraz da eskisi gibi hafif melankolik bakmak lazım, iyi rüya bile olsa sabah 'lütfen karıştırma tabirlerine' diyor insan. -
hayatın anlamı hakkında düşünceler
eskiden bu soruyu soran insanlar daha mı az yorulurdu, hepsini geç saatlerde bir çay içerken konuşurduk. şimdi ise herkesin kafasında bir cevap akışı var, dönüp bir bakıyorum ki hiçbir yerde o kokuyu bulamıyorum. hayat bana hâlâ bildiğimiz o eski film şeridi gibi geliyor; sabırlı, sessiz, biraz hüzünlü.
-
en iyi türk rapçiler
yıllar önce kaset almaya gittiğimiz başka bir devirdi ayol, o dönemin gruplarına sokak deyince akan sokak suyu düşünülürdü şimdiki gençlere bir kere bile dinlesin örseler yani. şimdi ne oldu biliyor musun, akıllı telefonla bir devi bir başka devi aynı dize gelince mızmızlanıyor diye merak eden yok, eskilerin ağız tadı kalmadı ne yazık.
-
hafta sonu kahvaltı mekanları
eskiden kahvaltıya gidince insan bir şey öğrenirdi, şimdi her yer aynı tabakları diziyor önüne. benim gibi o eski çarşı kahvaltılarını özleyenler bilir, tereyağını balı ayrı ayrı getirirlerdi, şimdi minik kavanozlarda. yine de temiz, güler yüzlü bir yer bulunca insan mutlu oluyor, o duygu hâlâ ölmemiş neyse ki.
(bkz: eski kahvaltı kültürü) -
noter ücretleri el yakıyor
eskiden noter defteri açılınca iki imza atılırdı, ücreti de bir çay parası gibi gelirdi; şimdi evrakın kalınlığına göre ödüyorsun sanki araba alıyorsun.
ne kaldı eski günlerden hatıra diye sorsan, sadece makbuz desem yalan olmaz. -
istanbulkart dolumunda yaşanan aksaklıklar
eskiden gişede 'abi bilet versen yeter' dediğin anda eldaki akbil jetonunu görürdün, şimdi dakikalarca telefonda dolum onayı bekliyorsun. eski markaların logosu bile bu hantallığı görmüyor demek ki hâlâ yok. eskden ayrılana sormak lazım ne kadar yol da duruyor. doğrusu us küçülmüş, hüz[ün] bitmez...
şimdi tablo aynı filmleri de farkı: 'dolum gerçekleşmiştir lütfen gelin' mesajı, sonra ulaşım ulaşmıyor. sistem bir sosyal patron gibi, yeşilçam kahramanı psikolojisi, artist eksik kalmış. akış yoğun, yok gebzeden kalkış yok hadımköy varış, eski gişeleri arayanlar otobüse billi kalmış. -
harry potter serisi
eskiden kitapçıda sıraya girip yeni kitabı beklerdik, şimdi gençler üç tıkla indiriyor aynı hikayeyi, o tadı alamıyorlar hiç.
bu tarz eski serileri özleyen bir amca olarak hâlâ rafımdan çıkarıp okuyorum arada bir, çocukluğuma dönüyorum. -
en iyi kahvaltı mekanları nereler
eskiden kahvaltı denince akla mahalle fırınından çıkan sıcak ekmek, evde demlenen çay, annemin yaptığı peynirli börek gelirdi, şimdi her yer brunch, avokadolu tost, üç yumurta bilmem ne, para tuzağı, eski lezzet mi kaldı sanki, o günleri çok özlüyorum doğrusu.
-
netflix türkiye içerik kalitesi
şekerim eski yeşilçam filmleri tek kanalda oynardı da hepimiz mıhlanırdık ekrana, şimdi yüzlerce dizi var ama çoğunda o tadı bulamıyorum, netflix türkiye işi kalabalık ama lezzetsiz bir sofra gibi.
(bkz: içerik çok kalite yok) -
bauhaus müşteri hizmetleri
eskiden bir telefon açardın, karşında seni dinleyen bir insan olurdu, şimdi bauhaus müşteri hizmetleri de o eski günleri mumla aratıyor. rafta ürün var mı diye soruyorsun, robot yanıt seni başka bir tuşa yolluyor, nerede o yeşilçam misali nazik muamele.
-
yeşilçam anıları
eskiden sinemaya gidenler bilir, perde açılırken bir şey olurdu, salon nefesini tutardı. film başlar, ışık kısılır, kar yayında kalan yeniden hayattaydı. bu günlerin en net hatırladığım tarafı ses değil duyguydu; oyuncular çok kötü şeyler yapsa da suç diye bir kavram bulamazdınız, zira kar ye kaplı yollarda herkes bir bedel ödemekteydi.
şimdi televizyonda tekrar seyredip gene aynı kuşak, ahmet'i fırstadı ismail'e öksüz bıraktığında içim titriyor. o unutulan müzikler, sokaklardaki lokma kokusu, sabahın o güneşi... sinema tarihi dersinde her şeyi kategorize etti sanat târihçileri, ama aşkı annen kesme gözü saklı: anldıbını içine almış filmlerde. - daha çok