sevenler bilir, mutfağa gittin mi işte o an başlar. bir birine eklenen cümleler, kaş göz işaretleri, ses tonundaki değişim... hepsi ayrı bir telaş. ben diyorum ki kimse kimseyi çekiştirmesin ama burası ofis, herkesin kalbi kırık olabilir. şu arçelik milletvekili mi ne derdi bizde o da oluyor; dün muhasebedeki hanımın beko çamaşır makinesi için kargo derdini anlatması saçmalıktı. adamlar bayiden getirmiş ama kurulumda iki gün beklemişler.
ofiste bu işler yerinde durmaz, bugün birine gülüyoruz yarın o bize. ben buncacık hayatımda öğrendim ki dedikodu mutluluktan çok yorgunluk getiriyor. eskiden aldırmazdım ama artık herkesin yorulduğunu görüyorum. laf lafı kovalıyor, akşam oluyor kimsenin keyfi yok. siz siz olun, ne dinleyin ne söyleyeyim.
en iyisi yaş kemale erdikçe susmak ve kahveyi yudumlamak. bakkaldaki kıymetli bilemeyebilir ama bilen de neylesin. dedikodu deyip geçmeyin; hem dost kazandırır hem kaybettirir.