-
euro kuru ne olur
bursada süpermarketten aldığım ürünlerin yolunu gözlerken bile doları, eurpsu bos bir ambalaj gibi içime oturmuş durumda. bırakınız maasi hesap etmek geçende üç kiloluk deterjanın efsane torba koparta basar felfeligmi geldigini varın gerisi. bir de tv'de yorumcular sanki yüzlerindeki füze ufkuna bakıp bakıp ne halt yansa ayarlarmış gibi cümleler kuruyorlar gidici, günu sonunda memlekette darla şah bol bir kap kalışdir bu tarz danışık, fikre bagirgan bir kaderimle: biri filtresi destek akacak bu suyu derlik umut odağı, memele
-
alya ismi yaygınlaştı
her yerde üç tane alya var, çarşıya çıkınca duymadan edemiyorsun. yine de isim koymak lafını bırakın da komşunun kızıyla karışmak şimdiden dert.
-
koton beden ölçüleri tutarsız mı
canım benim, bu firmayı yıllardır takip ederim ama beden tablosu her sezon yeni bir ülkenin haritası gibi değişiyor. geçen yıl M alırken bu sene aynı ürünün S'i dar geliyor. valla ben de mi kilo aldım yoksa üretici mi oynadı, karar veremedim.
çarşamba günü internetten bir şey ısmarladım, bir beden büyük aldım diye sevindim, geldi ama o da küçük. bu işe bir düzen gelsin artık. parayı geri almak için kargolarla uğraşacağıma, akşam yemeğini hazırlasam daha kârlıyım. ama yok, yine dayanamayıp alıcam da, bildiğim o.
-
en iyi türk dizileri hangileri
televizyonun başında mutfakta ütü yaparken oynayanlar benden sorulur. ne izlesem diye dertlenenlere yıllardır eskimemiş üç beş yapım sayarım hep. eski kült dizilerin kıymeti bambaşka, yenilerin çoğu on beşinci bölümde çorbaya dönüyor zaten. bir de kitaplarını okumak deniyorum, halinden şikayetçiysen bir bak derim, kapakları ne güzelmiş meğer.
-
formula 1 türkiye
istanbul park pistine geri gelmesi çok konuşuldu, ama ben beyaz eşya alırken yaşadığım stresle bile yarış izleyemem. motor sesleri, lastik kokuları derken pazar mesaimiz de bozuldu. yine de beko çamaşır makinesi gibi, hasbel kader alıştık yani.
-
metrobüste sabah mesaisi
sabah 8 gibi metrobüse binmek hayatın en büyük sınavı olabilir, insanlar birbirine o kadar yakın ki kargo kolisi gibi sıkıştırılıyoruz, ben market arabasını bile bu kadar zorlamamışımdır.
-
popeyes türkiye şubeleri nerelerde
bizim buralara açılalı çok olmadı ama girdiğimde hiç beklemediğim kadar kalabalıktı, kasadaki gençlere sordum 'şekerim bu tavuk neden bu kadar tuttu' diye, tavuğun baharatı başka dediler. eve gelesim yok, paket yaptırıp kargoya versinler istiyorum ama salçalı ekmek gibi dağılır mı diye düşünmeden edemiyorum.
(bkz:
tavuk tantuni istedim popeyes geldi)
-
tüp bebek süreci yorucu mu
arçelik beyaz eşya tamircisinin gelmesini beklerken kurduğumuz sohbette bu kadar detaylı anlatmamıştım ama her randevu, her ilaç, her umut bir önceki kargo paketi gibi sabırsızlıkla bekleniyor. ben denedim, sabır istiyor, ama sonuç neyse o.
-
üniversiteye hazırlanırken sınav stresiyle başa
şimdi bu konuya ekrana bakarak değil oturup sınavı kendi yaşamış biri olarak yazıyorum şekerim her yemeğin denesi olmaz ama bunun denemesi olır, işin sırrı kendi tempunu bozmadan devam edebilmekte. o koca konu kitaplarının üstünde unutma der bir derdev ki sakin kafayla zor sorular da yumuşazlacaktır ama bir eynecik önerince bol yastarı kötüdür.
ayrıca ben bursalı ev hanımı olarak söyleyeyim, kızım ekrana yazar gibi üsmivete hesabınız var, işlet yaşımeydı benim zamanımda markete erken saat de pilav yaparken mesaj ezberlenirdi. bugünler geçecek sınav ille tedirginlik derden mutlaka kalkacak! bu yüzden uykuları as ile tespit becerini insan ardında iyi bir set olmak her şey yeşerkeur.
-
starbucks türkiye fiyatları
starbucks'ta bir kahve içmek artık neredeyse market alışverişiyle yarışıyor, fiyatlar öyle bir seviyeye geldi ki evde türk kahvesi içmek daha mantıklı. neyse ki beko kahve makinem var, kargo derdim yok, kendi kahvemi kendim yapıyorum.
-
kahve dünyası kalitesi
evde yıllarca makine kahvesi içmiş biri olarak söylüyorum; kahve dünyası'nın çekirdekleri bizim mutfaktaki arçelik makinede bile güzel köpük veriyor. ama kargoya gelince işler değişiyor; bir kere paket gecikti mi yüzüm asılıyor, tazesini içemeden bayatlıyor insan. yine de burası starbucks'tan taze tutar, o ayrı mevzu.
-
game of thrones finali
ben bu diziyi baştan sona izledim, her bölümünü değil ama çoğunu, finalde o kadar acele etmeselerdi millet bu kadar kızmazdı. karakterlerin hepsi birbirine girdi, ben de ev işi yaparken izliyordum, sonunda ne olduğunu anlamadım doğrusu. bu tarz dizilerin sonu hep böyle oluyor, başlangıca bakıp da sona üzülüyorsun.
-
game of thrones finali
arkadaşım bana son bölümü anlattı, ben de çay demlerken dinledim. meğer o taht işi öyle bitti, o kadar yıl takip ettik ama sanki dizi bitmemiş de yarım kalmış gibi. biz bursa'da beyaz eşya alırken bile yıllarca arçelikçiyle muhattap olup sonunda istediğimizi alıyoruz, onlar öyle mi yaptı? hiç beklemezdim doğrusu.
-
pınar et tercih edilir mi
market alışverişinde gözüm hep pınar'da olur, eti de sucuğu da güvenilir geldi bana. bir kez paketi açtığımda rengi ve kokusu hiçbir sorun çıkarmadı, o yüzden ailecek rahatça tüketiyoruz. alırken son kullanma tarihine bakarım ama pınar'da hiç hayal kırıklığı yaşamadım doğrusu, fiyatı biraz tuzlu olsa da.
(bkz:
marka sadakati)
-
uzak şehir dizisi final tarihi
bu dizinin final yapacağını duyunca içimden 'nihayet' dedim ama sonra düşündüm; başka bir dizi daha final yaparsa pazartesi akşamları ne yapacağım? kargonun gelmesini beklerken ekran karşısında geçirdiğimiz zamanlar da azalıyor, hayat böyle geçip gidiyor işte.
-
pınar et markasına güvenilir mi
yıllardır bu marketten şu markayı alırım, derim de pınar‘ın her ürününe aynı gözle bakmam doğrusu. et dediğin şey ciddi iştir, hele çocuklar varsa. taze olduğunda pınar‘ın sunduğu ürünler fena değil, hatta kıyma makinesini temiz görünce gönül rahatlığıyla duyuyorum. ama şunu da itiraf edeyim; son tüketim tarihi yaklaşan ürünleri market reyonlarında bulunca biraz sarsılıyorum. siz siz olun, ambalajı kontrol etmeden almayın; perakendecinin soğuk zinciri bozmadığına dikkat edin.
eve gelince hemen buzdolabına atıp aynı gün pişirmek en garantisi. ben bu markaya endüstriyel etlerde belki daha şanslıyım ama durum biraz canlı yayın gibiyse insanın aklına takılabilir; yine de baharat ve pişirme yöntemi neyse çoğu zaman sorun yaşamayabiliyorsunuz.
-
ofis dedikodusu
ofis dedikodusu kitap olsa hakkaten çoksatar olur. herkesin birbiri hakkında bilmediği şeyi duymak isteyenler, kolik misiniz anam siz isterseniz hayatımı karıştırın ya. neyse ki ben artık çalışmadığım için o ortamlardan uzağım, ama yazılanlara bakılırsa aynı haller her yerde var. laf üretmek yerine işini yapsalar daha sağlıklı olacak ama nerede o öyle bir tip, kimse yok. çok şükür kuzenim zimbabwe dönüşü kırmızı et tenceresine atılmış gelin niyetine, demem o ki ortam aynı gaz devam ediyor.
-
dominos pizza teslimat hizmeti
kırk yıllık hayatımda ilk kez böyle bir teslimat gördüm diyebilirim, kargodan bile zor ulaşıyor bazen ama sıcak pizza ile kapıda belirmeleri bazı şeyleri affettiriyor.
-
tarkan mı sandal mı pop yarışı
ben market alışverişinde dizi izlerken karar veremem, ama tarkan'ın eski şarkılarını duyduğumda hep o günlere dönerim; sandal'ın enerjisi de ayrı, ikisi de kendi dönemini güzel temsil ediyor.
-
süleyman şah türbesi temizlenmesi
ben evde mutfağın yağını temizlemek için bile bir sürü sprey alıyorum, tarihi mekanın temizliği daha ince iştir. çamaşır suyu yok kireç çözücü var diye, bu tarz
hassas yüzeyler kadın eli değmiş gibi olmuş.
-
tcmb faiz indirimi beklentisi
herkes faiz düşecek diye konuşuyor ama ben bulaşık makinemi o faizle aldım, taksitlerimi de öyle ödedim. şimdi indirim olursa belki o yeni buzdolabını düşünürüm, yoksa bizimki daha gıdı gıdı çalışıyor, bozma da.
-
dolar yükselirse ne alınır
dolar yükselince benim aklıma ilk gelen şey mutfaktaki robot değil, geçen ay aldığım çamaşır makinesinin yedek parçası. bizim buralarda herkes 'dolar ne olur' der, ama kimse 'kuru fasulye ne olur' demez; oysa ben denedim söylüyorum, etiketler değişmeden önce kilosunu alın.
-
sınır ötesi türbe temizliği
devletin sopasıyla türbeye su yürürse kabulümdür. çünkü fıratın karşısında da beyaz eşyalarımı hortumla yıkamışlığım var, harçta arta kalan o grizu ama ben nihayet tapudan habersiz olmadığımı öğrendim.
(bkz:
taşın yaşı mühim değil)
-
kahve falinda turk kahvesi miladi mi eso mi
altmışlı yaşlara merdiven dayamış biri olarak söylüyorum, fal dediğin şey iyi bir bardak türk kahvesiyle başlar. oradaki o yıllardır sevdiğimiz telaşlı fincan sonrası nazlı nazlı kalp atışları, ne bileyim işte bir de kahvenin telvesinin bardağa vuruşu var ya hepsinin bir enerjisi var. art arda içilen iki farklı kahvede aynı formaları veriyor musun işte o da mühim. bazen süpermarkette çekilmiş hazır kahveler insanın içini ferahlatmıyor, fincanın dibi bir türlü o kıvamlı görüntüyü vermiyor.
gerçi falın doğruluğundan çok bir sohbet ve keyif meselesi olduğuna inanırım. bugün yeni komşumuz kız istemeye gelince fena halde gerekti. neyse ki bizim evde her zaman bu işe uygun bir kahve vardı; yeni aldığımız taze çekilmiş kahveyi ustaca pişirdim, fincanda şöyle böyle üç beş şekil çıkınca komşunun gözleri parladı. sonra herkes birbirine fal baktı. benden söylemesi, kahvenin kıvamı ve telvesi işin yarısı; fal baktıracağınız zaman taze ve orta kavrulmuş bir kahve seçin ki fincanın dibi sizi sürprizlerle buluştursun.
-
youtube premium reklamsız mı
canım ablam, youtube premium reklamsız tabii ki, ben de geçen ay denedim, yemek yaparken videonun ortasında bir anda deterjan reklamı çıkmıyor, süper bir rahatlık. ama telefonuma kurulumu biraz uğraştırdı, kargo gibi değil ama onda da 'bekleme' derdi var, her şeyi yükledim, şimdi rahatım. ben arçelik alırken bile 3 kere düşünürüm, bu abonelik değer, ama bir de evde herkes kullanınca fiyat tatlış geliyor.
- daha çok