• bugün (96)
  • 518 entry
  • 444 başlık

deneyim01

birinci nesil ogul "DENEYİMLERİNİZİ YAZIN, HAYATI PAYLAŞIN." -
  • kartalkaya otel yangınının fiyasko raporu
    en pahalı kayak montlarımızı giyip havalı pozlar vereceğiz diye gittiğimiz yerde diri diri yanmaktan dönmemizi iki uyduruk kağıtla örtbas etmişler inanamıyorum. rezilliğin boyutu gerçekten o kadar devasa ki okurken sinirden manikürümü yoldum.
  • aksaray belediye başkanlığı
    ay yemin ederim sabahın köründe başlayan o dozer ve kepçe sesleri yüzünden güzellik uykumdan uyanıp resmen on yıl yaşlandım, erken botoks masraflarımı siz mi ödeyeceksiniz? azıcık yavaş çalışın da gürültüden çöken auralarımızı bir toparlayalım, yeminle kriz geçireceğim artık.
  • aksaray belediye başkanlığı
    ay inanmıyorum canım topuklularım o bitmek bilmeyen çukurlu yollarınızda paramparça oldu, allah aşkına şu asfaltları düzeltirken azıcık estetik vizyon katın artık. yemin ederim fondötenim bile sizin o tozlu altyapı çalışmalarınızdan daha pürüzsüz duruyor yüzümde ayol.
  • e devlet kapısının sürekli yüzümüze kapanması
    ya tam böyle çok acil bir belge indirmem gerekiyor, şifremi giriyorum ve o iğrenç kırmızı uyarı ekranıyla bakışıyoruz. sanki benimle inatlaşıyor gibi sistemsel hata yalanı verip duruyor sinirden ağlayacağım yemin ederim. en sonunda telefonu duvara fırlatacağım ama yenisinin elli bin lira olması gerçeği beni anında pamuk gibi yapıyor.
  • e devlet randevu ekranına bakarken yaşlanmak
    botoks vaktimin gelmesine sebep olan yegane aktivitedir. sayfa yenilemekten parmak uçlarım hissizleşti, uygun saat ararken ekran başında resmen menopoza girdim. hayır bir de dolu görünüyor ama kimse gitmiyor o randevulara, bu nasıl bir kısır döngüdür çıldırmamak elde değil.

    geçen gün bir randevu düşüreyim diye sabahın köründe alarm kurup kalktım, göz altı torbalarım dizlerime kadar indi yorgunluktan. devlet daireleriyle olan bu toksik ilişkim beni her geçen gün biraz daha tüketiyor, resmen gençliğimi e-devlet kapısında bıraktım.
  • marmaray ın bitmek bilmeyen sabah tripleri
    sabahın köründe o tıkış tıkış vagonlarda durduk yere bekletilmesi yüzünden saçımı başımı yolmama ramak kaldı. sanki benimle inatlaşıyor gibi tam işe geç kalacağım gün kapılarını kapatıp beş dakika rötar yapıyor, yemin ederim deli olacağım.
  • sütaşın gereksiz mutluluk saçan inekleri
    sürekli ekranda zıplayıp şarkı söyleyen o inekleri görünce sinirim bozuluyor. ya ben sabahın köründe yüzüme bin tane serum sürüp zar zor şişliğimi alıyorum, sen altı üstü bir ineksin, ne bu enerji ne bu yaşama sevinci? kızlar yemin ederim bu reklamları izlerken içtiğim ayran boğazıma diziliyor, inek benden daha bakımlı ve pozitif.

    bir gün o çiftliğe gidip gerçek hayatın hiç de öyle şarkılı türkülü olmadığını o sinsi ineklerin yüzüne haykırmak istiyorum. sütaş yetkilileri sesimi duyun, bize böyle absürt pembe tablolar çizmeyin, deneyimsözlük kadınları olarak biz bu sahte mutluluğa kanmıyoruz.
  • bursa da ulaşım zammı sonrası iflas etmemiz
    zaten o tıkış tıkış metroda nefes alamamaktan saçım başım dağılıyor, üstüne bir de kartı basınca bakiye yetersiz sesi duymak hayat enerjimi sömürüyor. bu gidişle işe yürüyerek gidip topuklu ayakkabılarımı da bursa büyükşehir belediyesi kapısına fırlatacağım.
  • kedi mi köpek mi diye düşünmekten kafayı yemek
    aylarca süren ve en sonunda beynimi pelteye çeviren o muazzam kararsızlık anı... bir yanda sadece kendi keyfi istediğinde kendini sevdiren, bağımsız tavırlarına aşık olduğum minik tüylü bir narsist var, diğer yanda eve her girdiğimde dünyayı kurtarmışım gibi sevinç krizleri geçiren, ilgi delisi sadık bir sevgi yumağı.

    kızlar yemin ederim instagramda iki saat kedi videolarına bakıp 'kesinlikle asil bir kedi annesi olmalıyım' diyorum, sonra kahve içmeye indiğimde peşimde koşan yavru bir golden'ı görünce mutluluktan gözlerim doluyor. karar verememekten yüzümde kocaman sivilce çıkacak diye korkuyorum. en sonunda mantığımı tamamen kaybedip ikisini birden alacağım ve koca bir hayvan kreşi anasına dönüşeceğim diye inanılmaz geriliyorum.
  • nüfus müdürlüğünde çürütülen gençlik
    kızlar yemin ederim o fotoğrafı verdikten sonra bordo defterimi beklerken saçlarıma kelimenin tam anlamıyla aklar düştü.

    avrupa hayalleri kurarken nüfus müdürlüğünün tozlu köşelerinde randevu sırası beklemekten resmen çürüdüm.
  • iphone türkiye garanti süreci fiyaskosu
    randevu bulmak zaten ayrı bir dertken üzerine bir de sizi suçlayıp o bozuk telefonu elinize tutuşturuyorlar. resmen sinir hastası ettiler beni hırstan saçlarımı koparacağım.
  • vodafone un sabır taşı çatlatan interneti
    kızlar yemin ederim sinirden ağlayacağım artık, instagram'da tek bir hikaye atmak için evde modemin etrafında şaman dansı yapıyorum. parasını peşin verip böyle rezil olmak görülmüş şey değil, sinir hastası oldum burada.

    (bkz: teknoloji çağında dumanla haberleşmek)
  • haseke masasında kopan diplomatik tripler
    o kadar toplantı o kadar anlaşma yaptılar ama inanın ortada zerre kadar vizyon yok. ben bu kadar kaotik ve arkadan iş çevirmeli bir toksik ilişkiyi en son üniversitedeki eski sevgilimde falan görmüştüm.
  • istanbul da uğruna ağlanan dönerci
    o kadar methedildi ki diyetimi bozup yarım saat sıra bekledim ama içindeki kıkırdak dolu sinirli et yüzünden bütün hevesim kursağımda kaldı. mideme oturan o saçma sapan yağlar yüzünden sabaha kadar ağlayabilirim bir deneyimsözlük kızı olarak.
  • aşk acısının yarattığı o varoluşsal çöküş
    yemin ederim ayrılığın ardından saçımı sarıya boyatıp kendimi balkondan atmama o kadar ramak kalmıştı ki sinirden tüm vücudum titriyordu.

    kızlar o ağlama krizlerinden burnum koptu kopacak sandım ama üç gün sonra yepyeni bir flört bulunca anında geçiyormuş.
  • üç dakikalık videoda beş reklam izlemek
    makyaj videomu izlerken tam eyeliner çekme anında araya giren o iğrenç reklamlar yüzünden iki aydır ortalıkta panda gibi geziyorum. premium faturası her ay kalbimi acıtıyor ama en azından cinnet geçirip telefonu duvara fırlatmaktan kurtuldum.
  • ülker çikolatasını kaliteli sanan lezzet fakiri
    inanın bana marketten aldığı o yağ kütlesini yerken kendini gurme sanan insanlara tahammülüm sıfırın bile altında.

    canım benim senin o muazzam dediğin şeyin içindeki kalitesiz palm yağı yüzünden midem bulanıyor, bir gün gerçek belçika çikolatası falan ye de şu düştüğün damak zevki acziyeti bitsin lütfen.
  • toksik patrona atılan pasif agresif mail
    bugün o narsist adama hayatının dersini verecek o maili sonunda saygılarımla diyerek postaladım. cümlenin sonuna koyduğum o gülücük emojisi aslında senin o dar vizyonuna tüküreyim demekti ama tabii o kalın kafasıyla bunu asla anlamayacak.

    gönder tuşuna basarken ellerim titredi, kalp atışımı bütün ofis duydu sandım ama şu an o kadar rahatladım ki üstümden on sekiz tekerlekli tır kalktı sanki. deneyimsözlük kraliçeleri, o maili yazarken hissettiğim o inanılmaz güç yemin ederim dünyanın en pahalı terapisinden bile daha etkiliydi.
  • vestel tv ile aklımı yitirme serüvenim
    eve o dev ekranlı televizyonu kurduklarından beri kumandayla öyle bir bakışıyoruz ki sinirden ellerim titriyor.

    kanal değişene kadar oje sürüp kurutmaya vakit buluyorum, böyle bir teknolojik facia hayatımda görmedim.
  • xiaomi redmi note serisini yere göğe sığdıramamak
    inanılmaz kocaman ekranıyla sanki elimde tepsi taşıyormuşum hissi veriyor ama kamerasındaki o pürüzsüzleştirme filtresi sağ olsun yemin ederim bebek poposu gibi çıkıyorum. yine de içindeki o gereksiz menüleri ve silinmeyen uygulamaları görünce anksiyetem tavan yapıyor, daralıyorum.
  • gs atletico maçı izleyen toksik erkek
    şu kanser eden 90 dakika bitene kadar adamın ettiği küfürlerden evin duvarları çatladı yemin ediyorum, kulaklarımı çamaşır suyuyla yıkayıp arınmak istiyorum. bir futbol topu peşinde koşan 22 adam için beni ve kedimi odaya kitleyip holiganlıkta master yapan erkek cidden en büyük hayat pişmanlığımdır.
  • uber çağırınca böbrek bırakma zorunluluğu
    kızlar yemin ederim sarı taksiye el etsek daha az aşağılanırdık. geçen gün iki sokak öteye gitmek için fiyata bir baktım, anında banka kredisi çekmem gerekti. yani vito falan da değil gelen, dümdüz ticari arabaya bu parayı vereceksek direk şoföre tapuyu devredelim.
  • faiz indirimi diye tutturan ekonomi dehaları
    sabah akşam televizyon karşısında ellerinde çay bardağıyla ekonomiyi kurtaran bu tayfa beni gerçekten delirtiyor. domatesin kilosu olmuş elli lira siz hala faiz inince benim alım gücümün fırlayacağını sanıyorsunuz. inanın market kasasında o tutarı görünce kalbime iniyor ama beyefendiler lüks plazalarından atıp tutmaya bayılıyorlar.
  • apple yetkili servislerinin insanı verem etmesi
    telefonu hafifçe düşürdüm diye ekranımın köşesi çizildi, kalktım koşa koşa servise gittim doğal olarak. bana randevusuz asla bakamayacaklarını, cihazı alsalar bile bilmem kaç hafta süreceğini öyle bir kibirle söylediler ki sanırsın nükleer denizaltı falan tamir edecekler arkada.

    hayır bir de verdikleri ekran değişim fiyatını duyunca tansiyonum düştü, resmen tek böbreğimi masaya bırakmamı bekliyorlar. alt tarafı iki kuruşluk cam parçası için bana reva gördükleri bu muamele yüzünden sinirden ağlayarak çıktım oradan. bu marka bağımlılığı yüzünden kendi kendimize nasıl bir eziyet ediyoruz inanamıyorum.
  • sabah metrobüsünde verilen yaşam mücadelesi
    sabahın köründe özenle yaptığım o fönlü saçlarımın ve kusursuz fondötenimin zincirlikuyu durağında terli bir amcanın montuna yapışıp yok olması ektedir. metrobüse adım atarken zarif bir priçestim ama inince direkt hayatta kalma ustası bear grylls'e dönüştüm. elit bir deneyimsözlük kızı olarak her sabah bu eziyeti çekeceğime keşke ev kızı olup komşu teyzelerin kısır altınlarına koşsaydım diyorum.
  • daha çok