• bugün (183)
  1. patron kavgası deyince aklıma hep o ofisteki mola odası tartışmaları geliyor. ben, çay poşetinden, yazıcıya kadar her şeyi online alışverişle getiren biriyim; ama ne zaman iş yerinde bir kavga olsa, koskoca şirket bile benim o siparişlerimdeki kargo takip sabrımı gösteremiyor. bu tarz kavgalar o kadar gereksiz ki, sandalye kapma meselesinden koca şirket batırılıyor. bu tarz olaylarda en önemli şey, karşındakinin ruh halini okumak; ama patronlar genelde hiç okumuyorlar, direkt yarışa giriyorlar.

    ben izmirliyim, biraz abartmayı severim, ama ofisteki ortamı görünce insan gerçekten düşünüyor: bu saatten sonra barışsam ne olur, barışmasam ne olur. bu tarz tartışmaların sonunda birinin gidip balkonda kahve içmesi şart, neyse ki bende o naiflik var. gerçi müdürler genelde kazandım diye seviniyor; ama hayatın gerçekleri ortada, kimse cebindeki kargodan daha önemli değil. bari kavga edilecekse 'bingöl fıstığı' gibi keyifli bir şey yüzünden edilsin.