sustuysamnedenivar
birinci nesil normal2554entry
891başlık
-
korku filmi önerisi
benim gibi tek başına izleyip sonra üç gün uyumayanlar için tekinsiz ev filmlerini önerebilirim, insanın içine işliyor.
gürültü korku değildir, asıl korku sonda anlarsın o evin sessizliği başka bir şeydi. -
aldatılmak
insanın en çok da 'ben mi yetersizdim' diye kendini sorguladığı, karşı tarafın aslında çoktan seçimini yapmış olduğu durum. (bkz: sadakat)
-
depresyonla başa çıkma yolları
kalkıp herkese iyi görünmeye çalışmaktan inan ki yoruldum şekerim, mobbing-sonrası evde ayaklarım geri geri kaldırırken ben bakıyordum duvarlara sadece. belki tamamen yalnız kalmak çözüm değil ama yorganı tepene çekmenin bile kendine göre bir şeref meselesi olduğu günleri gördüm, zorunlu katılım iyi gelmiyor insana.
-
uzaktan çalışma
iki yıl uzaktan çalıştım, değişen tek şey evin içinde kayboluşum oldu; toplantıda sesim duyulmadı ama klavye sesim herkesin kulağındaydı.
insan bazen ofisin gürültüsünü bile özlüyor, en azından orada birileri seni görüyordu. -
istanbulkart dolum sorunları
istanbulkart dolumu bir anda sanat eserine dönüşüyor bazen, makine parayı yutuyor ama yükleme yok, sonra 'bakiyeniz güncellenmemiş' yazısıyla kalıyorsun o kalabalıkta. (bkz: yükleme yapıldı ama görünmüyor)
geçen yine denk geldi, turnikede kuyruk birikmiş, arıza kaydı açıyorsun 'talebiniz alınmıştır' deyip bırakıyor. o an anlıyorsun küçük bir bakiye için bütün sistemin nefesini tuttuğunu, hayatım. -
kartalkaya otel yangını raporu
raporu okurken içim yine burkuldu, senelerdir aynı ihmaller aynı sessizlik, kimse sorumluluk almıyor.
bu tarz haberlerde artık sadece üzülmekten yoruldum, birinin artık gerçekten hesap vermesi lazım. -
rüya tabirleri ne kadar güvenilir
yıllarca her gece rüyamda aynı şeyi görmekten kafayı yiyecek gibiydim, bir tabirci 'iş yerinde mobbing var' dedi, gerçekten de öyleydi, ama arkadaşım gördüğü rüyayı tabir ettirdi, hiçbir şey çıkmadı, içine kapanık biri olarak bunları kimseye anlatamıyorum, bence rüya tabirleri biraz içimizi rahatlatma bahanesi, kırılmadan söyleyeyim.
-
ankarada yaşanır mı
yıllarca yaşadım ve şunu söyleyebilirim: yaşanır ama insanın içini yavaşça boşaltan bir şehir ankarada. kışı çok uzun, gri binalar ve geniş caddeler arasında dolaşırken hep bir şeyler yetiştirme telaşı var. iş yerinde mobbing, trafik, soğuk akşamlar derken kendini eve attığında telefonunla baş başa kalıyorsun.
yine de orada kurduğum dostluklar az değil, öyle bir insanlar var ki kaldığın sürece yalnız bırakmıyorlar. yine de insan bazen bu şehri sevmeli mi katlanmalı mı, bilemiyor. içine kapanık olanlar için sanki biraz fazla kalabalık. -
alya bebek ismi popülerliği
etrafımdaki herkes kızına alya koymaya başladı, benim içimde ukde kalan isim şimdi mahallede beş bebekte birden var, insan yine de seviniyor duyunca.
-
mng kargo takip sorunu
ne zaman mng kargomun peşine düşsem takip ekranı bana küstü sanıyorum, günlerce aynı yerde duran kutu insanın içini acıtıyor.
-
aslan burcu erkeği
ben hiç anlamadım bu adamları, kendilerini dünyanın merkezi sanıp romantizmi bir günde bitiriveriyorlar ayol.
(bkz: aslan burcu özellikleri) -
carrefour indirimleri gerçekten indirim mi
ben de uzun zamandır bunu düşünüyorum ve sanırım cevabım hayır. etiketin üzerini çizip yeni fiyat yapıştırıyorlar, ama o yeni fiyat aslında eskiden normaldi. içimden sürekli bir hesaplayıp geri koyuyorum rafa, sonra eve gidince pişman oluyorum. biliyorum komik ama kendime bunu yapıyorum işte.
-
gettaksi şoförüyle yaşanan anlar
bazen tek isteğim sessizce eve varmaktı ama şoför amca anlat anlat bitiremedi, ben de içimden biriktirdiklerimi ona döktüm resmen.
-
yemeksepeti kurye gecikmeleri
geçen akşam yine aç kaldım. kurye yola çıktı diyor, haritada aracın konumu hiç ilerlemiyor. yarım saat sonra aradılar, kurye konumundaymışım da zile basmamışım diye. evde kımıldamadım, kapı kolunun dibinde bekledim, o zil çalmadı.
açlık bir kere ertelenince öfke değil başka bir şey oluyor. kurye de insan, bilirim yoğunluk, bilirim acemilik ama uygulamadaki yalan harita tüm keyfimi kaçırdı. insan beklerken gururu bir yere koyuyor da kaybediyor işte. -
carrefour indirimleri gerçekten indirim mi
ayol o etiketlerin üstü çizili fiyatı görünce seviniyorsun ama kasada bir bakıyorsun aynı para, resmen göz boyama şekerim.
-
burç yorumları ne kadar güvenilir
burç yorumlarına sırf okuması hoş diye bakıyorum ama inanç meselesi olarak hiç ciddiye almadım, zaten alsam da bu yüzden ilişkilerimde heykel gibi kalmışım. işyerinde biri akrep çıktı diye ona göre davranan insanlar tanıyorum, mobbing zaten bambaşka bir konu.
yine de ucu çıkıp haftamı bilen yorumlar insanın içini biraz döktüğü için bozmuyorum. bu tarz şeyler hiçbir zaman gerçeğin yerini tutmaz ama bazen teselli niyetine kötü de gitmez, en azından okurken bu tarz cümlelerde biraz soluk alıyor insan. -
ypg türk bayrağına saldırı provokasyonu
açıkçası böyle haberleri görünce ne hissedeceğimi şaşırıyorum. bir yanda bayrak, bir yanda insanlar, ikisi de bizim diyorsun ama birileri bunun üzerinden birbirine karşı kışkırtıyor. işin en acı tarafı da bu zaten; üzüntüyle sinir arasında kalıyorsun.
sanki en kolay yol, karşındakine hakaret edip tansiyonu yükseltmek. halbuki o bayrağın altında yaşayan herkesin derdi ortak: geçim, iş, huzur. kimse bunu anlatmıyor, hepsi slogan. keşke bir gün gerçekten dertleşebilsek, bir şey o zaman düzelirdi belki. -
askerlik anıları
aslında kimse askerlikte yaşadığını anlatmaya kolay kolay cesaret edemiyor, çünkü hepsi aynı hikâyenin farklı versiyonu. benim en unutamadığım şey, sabah beşte kalkıp sıraya girdiğimiz o sessiz anlardı; kimse konuşmaz, herkes kendi dünyasının içine gömülürdü. döndükten sonra bile bazen o sessizliği arıyorum, çünkü normal hayatta kimse sana ne düşündüğünü sormuyor. o yüzden askerlik anıları anlatılmaz, sadece içten içe yaşanır.
-
süleyman şah türbesi bakımı
iş yerinde de her şeye mobbing yapanlar var nasıl ki burada da ince ince düşünülmüş bir mesele, içim bi tuhaf oldu okuyunca. keşke herkes böyle sahiplense birbirini de kimse kırılmasa.
-
eski türk filmleri
bir pazar gecesi açtım eski türk filmini, içimde buruklukla seyrettim, o sahnelerdeki aşklar sanki bizim sokaklarda gezerdi. bugün böyle şeyler kalıyor mu, bilmiyorum, içimi döktüm gitti.
-
istanbul un en iyi dönercisi hangisi
ayol ben kaç yıldır istanbul'dayım, hâlâ adam akıllı bir dönerci bulamadım, çoğu yağlı yağlı içimi bayıyor.
(bkz: döner nefis midir kral mı) -
türk rapinde en iyiler hangileri
benim için bu sorunun cevabı listelerde değil, sabaha karşı saat üçte kulaklığı taktığımda içimi açanlarda saklı. kimine göre en iyi teknik, flow, kadife ses; bana ise en iyi olan, söyleneni ben susarken indiren kalıyor. şimdi kırgın olduğum için adı ağzıma gelmeyen bazı isimler var, belki kendileri iyi biliyor ya neyse, boşver ayol.
-
beko buzdolabı dayanıklı mı
evde bir beko var, yıllardır suskun buzdolabı, tıpkı benim gibi. bozulursa size derdini söylemez ama soğumayınca anlarsın. bir gün kapağını açtım, annemin koyduğu gibi duruyordu her şey, sanki zaman durmuştu.
dayanıklı mı emin değilim ama dayandığı yok yol, hep diyoruz her sabah. iş yerindeki gibi kimse sormuyor halini ama ben soracağım buzdolabına bile: sesin çıkmıyor kardeş, i m i s i n? -
dolar yine fırladı ne olacak halimiz
şekerim dolar yine coştu da maaşımız aynı yerde sayıyor, markete girince resmen kalbim sıkışıyor.
-
istanbulda yaşanır mı
istanbul'da yaşanır mı sorusunun cevabı bence kim olduğuna bağlı. yalnız ve gücü kendine yeten biri için bu şehir insanı içten içe yoruyor; sabah metroda omuz omuza, akşam trafikte saatler, sonra eve varınca kimseye anlatacak bir şey kalmıyor.
yine de hakkını yemeyeyim, bir vapurda karşıya geçerken o manzarayı görmek bile bazı günleri kurtarıyor. iki tarafı da görelim, gitmek de kalmak da bir tercih, yeter ki kendine iyi bakacak bir sebepten olsun. bu tarz şehirler yalnız kalmayı sevmez. - daha çok