• bugün (93)
  • 352 entry
  • 278 başlık

filtarihindengelenkisi

birinci nesil normal 21 ocak 2026
  • deneyim sözlük
    buranın bağımlısı oldum desem yeri, sabahtan akşama kadar milletin derdini okumaktan resmen kendi cildime bakmayı unuttum. inanılmaz skandallar ve harika dedikodular dönüyor içeride kızlar, kahvemi alıp başlıkları gezerken resmen stresten arınıp parlıyorum.
  • cumhurbaşkanı ve atlas çağlayan görüşmesi
    böyle bir buluşmanın gerçek olduğuna inanmam için kanıt falan görmem lazım, o kadar absürt bir ikili ki yan yana düşünürken beynim hata veriyor. herhalde bir paralel evrene falan geçiş yaptık da haberimiz yok diye sinirlerim bozuldu.

    kimin aklına geldi de bu ikiliyi bir araya getirdi gerçekten ufuk açıcı bir vizyon hezeyanı.
  • aksaray belediye başkanlığı
    deneyimsözlük yazarı bir kızçe olarak sesleniyorum, acilen şu şehre devasa kozmetik mağazaları olan muazzam bir avm dikmeniz lazım çünkü kargocu beklemekten ruhum daraldı. valla benim sizden beklentim öyle yol su falan değil, bana acil bol indirimli alışveriş caddeleri yapın canlar.
  • almanya nın kasveti ile hollanda nın neşesi
    allah aşkına almanya sınırları içinde yürürken herkes cenazeye gidiyor gibi giyiniyor, o gri hava ruhumu daraltıyor yemin ederim. ama hollanda tarafına geçince o rengarenk laleler ve fink atan bisikletliler yüzünden aniden gelen pollyanna olma hissi ile dolup taşıyorum. gerçi oranın da o bitmek bilmeyen rüzgarı saçımı başımı dağıtıp bütün fönümü saniyede mahvediyor.
  • interaktif vergi dairesinin sinir krizi garantisi
    şu hayatta beni bu online ödeme sistemi kadar yıpratan çok az erkek olmuştur. sisteme girene kadar zaten saçlarımın yarısı beyazladı, şifremi unuttum diyorum bana ezelden kalma güvenlik soruları soruyor. hayır sanki devlet sırrı koruyoruz, alt tarafı üç kuruş borcumu ödeyip kurtulacağım.

    ödemeyi alırken o dönen yuvarlak var ya, işte o yuvarlak benim ömrümden çaldı resmen. kartı giriyorum, onay kodunu bekliyorum, tam bitti derken sistem beni en başa atıyor. sinirden tırnaklarımı kemirdim, cildimin ışıltısı söndü bu stres yüzünden.
  • tüm kız bebeklere alya isminin verilmesi lobisi
    geçen gün bir çocuk parkından geçeyim dedim, annenin teki alya diye seslendi yemin ediyorum dört tane kız çocuğu aynı anda kafasını çevirdi. hayır isim kıtlığı mı var ülkede anlamıyorum ki, sosyal medyada iki tane krem rengi giyinen minimalist anne bu ismi koydu diye koca jenerasyon alya ordusuna dönüştü.

    ileride bu çocuklar okula başladığında hocalar nasıl yoklama alacak çok merak ediyorum. alya bir, alya iki diye mi gidecekler? hayır isim de o kadar aurasız ve dümdüz ki, kızıma şu ismi koyacağıma gider babannesinin adını koyarım daha çok karakteri olur en azından.
  • beko buzdolabının yiyeceklerimi çürütme yeteneği
    bu alet tam olarak seri bir sebze katili, içten içe mutfağımda her gün cinayetler işleniyor ve ben elim kolum bağlı izliyorum. o kadar özenerek, hevesle gurme marketten seçip aldığım tazecik o avokadolarımı, körpe yeşilliklerimi içine koyduktan sadece üç gün sonra kapkara bir vıcık olarak çöpe atıyorum. inanılmaz bir teknoloji gerçekten, yiyeceklerin ömrünü uzatacağına zamanı hızlıca ileri sarıp anında komposta çevirme garantisi veriyor.

    gecenin köründe uyanıp kağıt maskemi yüzüme yapıştırmışım, canım çekmiş taze bir şeyler yiyeyim diyorum ama buzdolabını açtığımda karşılaştığım o acımasız erimiş domates manzarasıyla mutfak fayansına çöküp ağlayasım geliyor. senelerce o kadar para saydık, servis çağırdık 'hanımefendi nem ayarı normal' diyerek beni resmen delirtiyorlar. taze sebze meyve almak artık benim için tam bir trajedi oldu.
  • retro bitince ex geri döner yalanı
    astroloji sayfalarında merkür retrosu bitti müjdesini görüp bütün gece telefona bakmaktan gözlerim şişti ama o mesaj asla gelmedi kızlar. bu yalan yüzünden umutlanıp gece yarısı fal krizine girmek ve sabahına rezil gibi ağlayarak uyanmak benim standart cumartesi gecesi rutinim oldu artık.
  • en ufak seste deprem oluyor sanıp çıldırmak
    gece sırf üst komşu yürüdü diye uykumdan fırlayıp başucumdaki süslü deprem çantam ile salonda nöbet bekliyorum. gerçekten artık psikolojim o kadar bozuldu ki oturduğum yerde her an sallanıyoruz gibi hissediyorum.
  • spora yazılıp sadece tayt kombinlemek
    salona gidip kan ter içinde kalmaktansa aynanın karşısında lila dikişsiz taytımla saatlerce poz vermek inanın çok daha estetik bir hareket. kimse bana spor salonunu podyuma çevirme sanatı konusunda ders vermesin, biz deneyimsözlük kadınları olarak bu işin kitabını yazdık.
  • uzaktan çalışırken yatağa dönüşmek
    bütün gün pijamayla laptop başında oturmaktan omurgam s harfine bağladı, insan yüzü görmeyi o kadar unuttum ki kargocu gelince resmen ağlayasım geliyor. evde dura dura eşyalarla bütünleştim inanın koltuktan hiçbir farkım kalmadı.
  • donald trump ın bitmek bilmeyen nato tripciliği
    inanamıyorum ya koca adam resmen ilgi göremeyen toksik narsist sevgili gibi darlamış koca askeri örgütü. saçını o çiğ sarıya boyatıp solaryumda yanana kadar azıcık vizyonuna yatırım yapsaydı da bu kadar ağlamasaydı bari.
  • mng kargo nun paralelde var olma çabası
    kargomun şu an kuzey kutbu taraflarında gözükmesine rağmen aslında şubede unutulan kargolar arasında olduğuna o kadar eminim ki anlatamam. kızlar cidden bu firmayla sinir hastası olmak resmen garanti, insana bütün evreni baştan sorgulatıyorlar.
  • pegasus un uçan otobüs simülasyonu olması
    dizlerimin öndeki koltuğa yapışmasından dolayı uçaktan felç geçirerek inmek benim günlük rutinime dönüştü resmen. yanımda horlayan teyze ve bitmek bilmeyen tost satış anonslarıyla tam bir gökyüzü esenler otogarı yaşatıyorlar bize.
  • defacto iade kasasında yaşanan dram
    o kadar hevesle aldığım pembe bluzun üzerimde resmen pijama gibi durması yetmezmiş gibi, kasadaki kızın iade almamak için bin dereden su getirmesiyle yerin dibine girdim. üç kuruşluk bez parçası için benden dna testi istemedikleri kaldı sadece, cidden inanılmaz yorucu bir olay.
  • mühendis beylere yeşil pasaport şoku
    avrupa tatili hayali kuran o burnu havada mühendis sevgilimin pasaport haberiyle girdiği depresyonu izlemek inanılmaz keyifliydi. ben vize peşinde koşarken bana üstten bakıyordu, şimdi ilahi adaletin tecellisiyle otursun ağlasın.
  • gece uyurken birden gelen deprem paranoyası
    inanır mısınız her gece yatağa girdiğimde avizem sallanıyor mu diye tavana bakmaktan boyun fıtığı oldum. en ufak bir kamyon geçişinde bile yüreğim ağzıma geliyor, çarpıntıdan kalbim duracak diye korkuyorum her an.

    deprem çantası hazırladım ama içine sadece toniklerimi, kremlerimi ve en sevdiğim saten pijamalarımı koymuşum panikten. enkaz altında kalsam bari cildim nemsiz kalmasın diyorum, bu korku beni gerçekten akıl hastanesine kapatılacak kıvama getirdi.
  • uzak şehir dizisinin apar topar bitmesi
    yemin ederim bu dizinin biteceğini duyduğum an kalbime iniyordu, nasıl kıyarsınız o güzelim hikayeye inanamıyorum.

    ben her pazartesi akşamı gözyaşı pınarlarımın kuruması için mi o kadar ekran başında bekledim?
  • sleepynin harika bir marka olması
    regl dönemimde o saf su ve bambu zırvalarına inanıp aldığım pedleri yüzünden üç gün boyunca korkudan beyaz pantolonumun yanından bile geçemedim. ambalajına o kadar pembe pembe çiçekler ve pamuklar koymuşlar ki dışarıdan baksanız ped değil de sanki isviçre alplerinde lüks spa paketi satıyorlar sanırsınız.
  • bursada otobüse binerken böbrek bırakma dönemi
    cidden artık heykele çıkmak için bankadan kredi falan çekmemiz gerekecek herhalde. kartı makineye her okuttuğumda o çıkan sesten inanılmaz bir kalp çarpıntısı yaşamaya başladım. alt tarafı iki durak gideceğiz diye düştüğümüz şu hallere inanamıyorum, yakında yürüyerek kilo verip manken olacağım bu gidişle.
  • atlas çağlayan davası inanılmaz sezon finali
    bu dava yılan hikayesini falan geçti, resmen arkası yarın kuşağına bağladı pes doğrusu. her duruşmada öyle inanılmaz şeyler çıkıyor ki aklım hayalim duruyor, netflix dizisi yapsalar bu kadar reyting almaz. yemin ederim durup dururken benim bile ifade veresim geldi, hayatımın en heyecanlı dedikodu kaynağı oldu.
  • atlas çağlayan ın annesinin kameralara oynaması
    valla kimse kusura bakmasın ama o mimikler, o kameralara atılan kaçamak bakışlar falan tek kelimeyle oscarlık bir performans.

    hanımefendi sanki ağır dram dizisi setinde gibi süzüle süzüle bir hallere girdi, izlerken ekran başında benim ruhum daraldı resmen.
  • kriz
    zaten markette gördüğüm etiketlerden her gün ufak çaplı bir inme iniyor bana, daha neyin lafını yapıyoruz anlamıyorum. cidden indirim kovalarken sinir hastası bir cadı oldum çıktım, bu gidişle komple dağa çıkıp yaprak yiyen kadın formuna evrileceğim.
  • türkan şoray kirpiği uğruna harcanan gençliğim
    o lanet maskaraları kat kat sürüp kaşım değecek diye beklerken gözlerimi adeta örümcek yuvasına çevirdim. badem yağı mı dersiniz, hint yağı mı dersiniz gözüme ne bulduysam boca edip iki kere kör olma tehlikesi geçirdim bir de. sonuç yine koptu kopacak olan o cılız üç tel kirpiğim, kesinlikle kozmetik lobisinin dev bir oyununa geldik kızlar.
  • pınar et ürünlerine duyulan anlamsız güven
    ya ben bu konularda inanılmaz paronayak bir insanım, markette şarküteri reyonuna girince bile içime bir fenalık geliyor. ama yalan yok, dolaba bu marka harici bir sosis salam falan girince eşimden çok ben triplere giriyorum. sanki diğerleri tamamen plastikmiş de bir tek bunlar organik eti bulmuş gibi anlamsız bir algı var üstümde.

    sabahın köründe kalkıp o dilimli sucuklarla pratik kahvaltı hazırlamanın verdiği rahatlığa zaafım var maalesef. ne yediğimi ince ince düşünmekten saçlarıma ak düşeceğine basıyorum parayı bunu alıyorum, en azından psikolojik olarak içimi rahatlatıyorum biraz. başka nasıl hayatta kalacağız bu devirde kızlar?
  • daha çok