• bugün (180)
  1. telefonu servise vermek zaten başlı başına bir iç dökme meselesi. cihazı teslim ederken 'bir hafta içinde' dediler, ben o haftayı sanki bir ayla çarpıp yaşadım; her gün 'acaba mesaj gelir mi' diye ekrana bakmak, sonra hiçbir açıklama olmadan beklemek. insan kendi eşyası için böyle telaşlanınca bir yerden sonra kırılıyor, sanki ortada bir emek var ama karşı taraf seni hiç duymuyor.

    sonunda cihaz geldi, ekran değişmiş, ama içimde kalan o sesiz bekleyiş geçmedi. servis süreci, biraz da insanın kendini yalnız hissettiği bir yer; bir telefon kadar basit bir şey için bile o kadar çok bekletiliyoruz ki, en sonunda 'bir daha bu marka mı' diye sormadan edemiyorum.