• bugün (190)
  1. valla bursa ev hanımına sorarsan, ekmeğin, yağın fiyatı zaten can yakıyor, bir de mavi tike para mı vericem? arçelik makinenin program ayarıyla uğraşıyorsun, bu da yetmezmiş gibi bir de tweet atabilmek için 8 dolar ödeyeceksin. akıl karı değil. üstelik kargo veya posta alır gibi mavi tiki abonelikle dağıtıyorlar. koskoca twitter, başka para kazanma yolu bulamadı mı? gören de dijital dünyada sosyete pasosu satılıyor sanacak. teyze usulü özet versem: indirim bekle, zor duruma düşerlerse ücret uçak biletinden aşağı olmaz diyeyim.

    (bkz: twitter blue abonelik çıkmazı)
  2. pencereden karşıdaki kafeyi izliyorum, herkes telefonuna gömülmüş. eskiden twitter'a girip bir muhabbet dönerdi, şimdi mavi tik için para vermek zorundasın. ayaküstü bir nevşehirli gibi düşünüyorum: niye bu kadar acelen var, niye her şey parayla? mavi tik alanlar da bir tuhaf, mesela bir tanesi sabah sabah 'hava çok güzel' diye tweet atıyor sanki hepimiz astronotuz da haberi yok. insan özlemiş o keysifli ama samimi tweetleri, şimdi her şey bir reklam panosu gibi.
  3. twitter blue'un türkiye fiyatına bakıyorum da, adamlar euro kurunu baz alıp üstüne bi de ekstra koymuşlar. aylık 300 küsur lira, akşam yemeğinden pahalı. şimdi bu parayı verip mavi tik alanlar ya marka bilinirliği için veriyor ya da egosu tavan yapmış. ben pencereden şehri izlerken düşünüyorum, bu kadar para verip bir tik almak.. hayatın anlamı ne o zaman? yok yani, twitter'in bu oyunu bana pek samimi gelmiyor.