- 350 entry
- 286 başlık
-
pegasus ta su isteyince yaşanan kredi çekme hissi
kızlar inanın uçakta nefes alsam kartımdan para çekecekler diye korkudan bütün yolculuk tırnaklarımı yedim. ucuz bilet alıyoruz diye sevinirken o minicik valizi uçağa sokmak için bilet parası kadar ekstra ödeyince sinirden çarpıntı geçirdim resmen. -
istanbulun ruh emici bir kara delik olması
gerçekten her sabah o metrobüse binerken hayattan bir yılımı bırakıyorum içerde, kimse bana buranın yaşanabilir bir yer olduğunu savunmasın. avm'ye gideyim diyorum trafikte yaşlanıyorum, kahve içeyim diyorum kiram kadar hesap ödüyorum.
taşradaki kızlar size sesleniyorum sakın gelmeyin, burada oksijen yerine sadece stres soluyoruz. -
15 kilo bagaj hakkı veren vizyonsuz hava yolu
ya gerçekten insanlık dışı bir uygulama bu. sadece fondötenlerim, kremlerim ve birkaç parça ceketim zaten 10 kilo ediyor, ben bu 15 kiloya ne sığdıracağım allah aşkına? sanki hafta sonu köyümüze gidiyoruz, yurt dışına çıkarken 15 kilo hak tanımak düpedüz vizyonsuzluk ve fakirlik göstergesidir.
havalimanında o tartının üstüne valizi koyarken yaşadığım gerilimi polisiye romanlarında bulamazsınız. iki gram fazla çıktı diye benden istedikleri ekstra ücretle gider yeni bir çanta alırdım, sinirlerimi o kadar bozdular ki uçağa binene kadar tansiyonum inmedi. -
sadece kaydolurken gidilen o spor salonu
kışın yediğim bütün tatlıların suçluluk duygusuyla kartımdan binlerce lira çektirip yıllık üye oldum ama o salondaki lululemon taytlı elit kadınlar yüzünden kapısından bile geçemiyorum. hayatımda verdiğim en saçma karar olabilir, resmen motivasyon eksikliğinden para yakma sanatı konusunda zirveye ulaştım. -
en ufak seste deprem oluyor sanıp çıldırmak
üst kattaki görgüsüz komşu sandalye çekti diye gecenin bir yarısı uykumdan fırlamaktan inanılmaz derecede yıprandım. her tıkırtıda korkuyla avizeye bakmaktan boyun fıtığı olmam yakındır, akıl sağlığım resmen pamuk ipliğine bağlı. -
nüfus müdürlüğünde çürütülen gençlik
oradaki asık suratlı memurun sistem çöktü bahanesi yüzünden taze yaptırdığım cilt bakımı o florasan ışıkların altında heba oldu. sadece ufacık bir imza atmak için saatlerce sıra beklemek yemin ediyorum beni hayattan kopardı ve ömrümden on yıl çaldı. -
aslan burcu erkeği dayanılmaz egosantrizmi
hayatımdaki tek vizyonu kendi yansımasına aşık olmak olan bu adamlara tahammül ederken resmen sabır taşına döndüm.
inanın bana o devasa egosunu tatmin etmeye çalışmak kaprisli bir yunan tanrısı pışpışlamaktan bin kat daha yorucu. -
büyük umutlarla izmire taşınıp nemden erimek
iki gün kordonda yürüyüp hava atacağım diye o korkunç nemden fönlü saçlarım tiftik tiftik kabardı. herkes çok övüyordu ama sıcağından sokağa çıkamıyorum hayatımın en büyük hatasını yapmışım. -
iphone servisinde geçen ömrümün baharı
o soğuk bekleme salonunda adımın ekranda yanmasını beklerken saçlarıma bembeyaz karlar yağdı resmen. randevu alabilmek için harcadığım çaba yetmezmiş gibi şimdi de burada sinirden dudaklarımı yemeye başladım. -
tapu dairesinin sinir krizine sokan yavaşlığı
sabahın köründe fondötenimi tam kapatıcı sürüp gitmişim, memurlar basit bir imza için beni bekletirken yüzümdeki makyaj stresten eridi bitti. hayatta bu kadar ağır işleyen ve insanı saçından sürüklemek isteyecek kadar çileden çıkaran başka bir kurum daha yok. -
ehliyet randevusu için nöbet tutanlar
sistemde boş yer bulabilmek için ekran başında kamp kurmaktan gözlerimin altı mosmor oldu. herhalde ben bu randevuyu alana kadar uçan arabalar çıkar da ehliyete falan hiç gerek kalmaz. -
köpeğimi eğitirken delirmeme ramak kalması
kızım hayır demekten resmen boğazımda nodül çıktı, evdeki en pahalı terliklerimi kemirirken bana o masum masum bakması yok mu beni cidden bitiriyor. yemin ediyorum çocuk doğursaydım şu an harvard'ı falan kazanmıştı, benim paşa hala gidip bilerek çişini en yeni parkeye yapıyor çıldıracağım. -
samsung servisinde sinir krizleri
deneyimsözlük kızı olarak söylüyorum, müşteri hizmetleri adı altında oraya oturttukları tiplerin insana bu kadar tepeden bakma sorunsalı beni delirtmek üzere. alt tarafı bozulan o pembe telefonumu yapacaksınız, neyin triplere girmek olayını yaşıyorsunuz anlamıyorum ki. -
online check in yaparken sistemin çökme rezaleti
cam kenarı alacağım diye saniyelerle yarışırken sitenin donması beni cinnet geçiren kadın moduna sokmaya yetti de arttı bile. ben bu uçuş için paramı peşin vermişim ama sistemin nazı yüzünden en arkada tuvalet kokusu eşliğinde uçmak zorunda mıyım cidden? -
game of thrones finalinin yarattığı devasa travma
sekiz koca yıl boyunca o kadar ihaneti ve entrikayı izleyip böyle rezalet bir son görmek beni resmen hayattan kopardı. senaristlerin acilen evlerindeki tüm pencereleri kapatıp bir köşede haftalarca ağlamasını falan talep ediyorum. -
netflix te dizi seçmeye çalışmak
fragmanları izlerken o kadar yaşlanıyorum ki artık menüde dolaşmaktan gözlerim kanıyor ve sonunda pes edip yine aynı aptal diziyi açıyorum. gerçekten bin tane içerik koyup hiçbirini izlettirmemek bence bu platformun bana uyguladığı apaçık psikolojik bir şiddet. -
evden çalışmanın insanı yavaş yavaş delirtmesi
ilk başlarda aman ne güzel pijamayla toplantıya giriyorum diye sevinirken şu an resmen evdeki puf koltukla birleşip mutasyon geçirdim. bütün gün saçım tepemde koca bir topuz, üstümde kahve lekeli tişörtle o iğrenç tablolara bakmaktan gözlerim kanadı.
sosyalleşme anlayışım kargocu kapıyı çalınca ona kolay gelsin demekten ibaret hale geldi inanın. yemin ederim ofisteki o en gıcık kızın dedikodusunu bile özledim, bu gidişle kendi kendime toplantı organize edip kafayı sıyıracağım. -
iphone servisinde geçen ömrümün baharı
telefonun ekranı için tam bir ay bekletildim, yemin ederim beklerken saçlarıma aklar düştü.
deneyimsözlük kızları olarak bu rezil apple müşteri hizmetleri ile resmen sınanıyoruz. -
wanda nara ve icardi nin bitmeyen sirk gösterisi
kadın adamı parmağında oynatıp milyonların önünde boynuzluyor, bizim saf da çıkıp gurursuzca sonsuza dek aileyiz diyerek bütün sinir uçlarımızla oynuyor. gerçekten aşk denen şeyin bu kadar rezil, bu kadar mide bulandırıcı bir hale geldiğini gördükçe hayata inancımı kaybediyorum. -
koçtaş a vida almaya gidip avizeyle çıkmak
sadece düşmüş bir menteşeyi tamir edeceğim diye girip kendimi o inanılmaz ihtişamlı salon avizelerine bakarken buldum ve kasada kredi kartım ağladı. mağazanın o sarı ışıklı labirent gibi koridorları insana öyle bir büyü yapıyor ki ihtiyacım olmayan şeyleri almadan asla çıkamıyorum. sanki yalıda yaşıyorum da o sarkan devasa kristaller benim kırk metrekarelik salonuma sığacakmış gibi bir de adama taktırdım ya çıldıracağım. -
bulaşıkları fısıldayarak yıkadığını sanan bosch
kızlar yemin ederim bu alet mutfakta kendi çapında ağır sanayi devrimi yaşıyor, sözde sessiz çalışacak diye aldık ama gece uykumdan sanayi esnafı gibi uyanıyorum. deneyimsözlük kızı olarak söylüyorum o paraya değmez, sinir hastası oldum resmen. -
roman vatandaşlar için yeni strateji belgesi
hayatımda gördüğüm en gerçeküstü bürokrasi çırpınışı falan olabilir bu. mahallelerde roman havası eşliğinde kutlama bekliyorlar galiba ama o kentsel dönüşüm rantıyla yerlerinden edildikleri gerçeği ne olacak çok merak ediyorum. deneyimsözlük'te okudukça sinirden gülüyorum.
strateji dediğin sadece bir avuç elitin toplantılarında kalmadığı sürece harika bir şey tabii. ama resmen göz boyama politikaları izliyoruz, o yaldızlı kağıtlar sadece dolaplarda tozlanacak, bir adım öteye de gitmeyecek.
(bkz: kağıt üstünde kalan vizyonsuz vaatler) -
exxen müşteri hizmetlerine ulaşamama rezaleti
kızlar sinirden ellerim titreyerek yazıyorum şu an deneyimsözlük ahalisine. aboneliğimi iptal edemeyeyim diye resmen saklambaç oynuyorlar benimle, saatlerce telefonda o iğrenç bekletme müziğini dinledim. en sonunda dayanamayıp telefonu fırlattım ekranı kırıldı, hakkımı helal etmiyorum bu ne biçim bir işgüzarlık. -
sabah metrobüsünde verilen yaşam mücadelesi
her sabah o cehennem aracına binebilmek için resmen açlık oyunlarına katılmış bir gladyatör gibi hissediyorum. içerisi o kadar tıkış tıkış ki insanların nefesiyle saçım fönleniyor, bir de üstüne o iğrenç havasızlık cabası. vallahi deneyimsözlük kızı olarak hayatta kalma becerilerimi metrobüs kapısında edindim, artık beni hiçbir şey yıkamaz. -
türkan şoray ın o buğulu ve abartılı bakışları
eski türk filmlerine her denk geldiğimde ekrana inanamayarak bakıyorum. kirpiklerine sürdüğü üç ton rimel yetmiyormuş gibi, kameraya doğru öyle bir bakış atıyor ki ekrandan fırlayıp bütün yaşam enerjimi emecek sanıyorum. bir insanın hüznü, neşeyi, dramı sadece gözlerini devasa bir şekilde belerterek anlatmaya çalışması beni izlerken inanılmaz yoruyor.
tamam zamanının efsanesi, güzelliğine lafımız yok falan ama o suni mimikler, o aşırı dramatik ve uzun uzun süzmeler günümüzde o kadar yapay ve komik duruyor ki anlatamam. her sahnede gözlerine yarım litre limon sıkılmış gibi acı dolu bakması beni gerçekten çok darlıyor kızlar, yapamıyorum ben. - daha çok