• bugün (117)
  1. aldatılmak öyle bir şey ki, insan ansızın hem kendi acısıyla hem de karşıdakinin yüzüne bakarken yaşadığı boşlukla baş başa kalıyor. ilk günler hiçbir şeye anlam veremiyorum, sabah kalkıp kahve yaparken gerçekten mi diye kendi kendime söyleniyorum. sonra gün ilerledikçe içimde biriktirdiğim her minik ama net detay, yeniden yaşamak zorunda olduğum sahneler gibi gözümün önünde dolanıyor. bir yandan işe gidiyorum akşama kadar, ama dönüşte aynı soru yine gelip pervazıma konuyor; meğer güven dediğin şey en sağlam yorganmış, soğukta paltosuz kalmak meğer iyi ihtimalmiş. yine de insan bir süre sonra hayatta yoluna bakmanın derdine düşüyor, çünkü herkesin hikayesi kendine benziyor, benimki de öyle eksik kalsın, dünyanın yükünü kocaman dolandırıcılara bıraktım.
  2. aldatılmak güvenin temelden sarsılması gibi, her şey bir anda anlamsızlaşıyor. iki tarafı da görmek lazım, belki karşı taraf da çok zor bir dönemden geçiyordur ama insan yine de kendini sorgulamadan edemiyor. neyse ki zamana bırakırsak insan bir şekilde toparlanıyor, gözlemlerime göre en etkili tedavi sevdiğin diziyi baştan izlemek ve bol limonlu bir çay içmek.