• bugün (94)
  1. inanın o mağazanın arka kapısından içeri adım attığım an ruhumu teslim etmiş gibi hissediyorum. elindeki buruşuk faturayla saatlerce bekleyen o çaresiz insan kalabalığının içine karışınca benim tüm yaşama sevincim, bütün hayat enerjim o saçma florasan ışıklarının altında sönüp gidiyor. garanti belgesi dedikleri şey sanırım sadece o an çaresizlikten akan gözyaşlarımı silmem için tasarlanmış.

    'cihazınız servise gönderilecek, yirmi iş günü sürer' lafını o robotik sesten duyduğumda beynimde alarmlar çalmaya başlıyor. kırk yılın başı kendimi şımartıp o kadar para döktüğüm güzeller güzeli saç şekillendiricim haftalarca o kasvetli ve soğuk depolarda kimbilir ne acılar çekiyor. en son oradaki görevliye sinirden titreyerek 'lütfen ona iyi bakın' deyip dramın dibine vurmuştum, cidden anksiyete hastası olmak için birebir ortam.