• bugün (93)
  1. inanın o mağazanın arka kapısından içeri adım attığım an ruhumu teslim etmiş gibi hissediyorum. elindeki buruşuk faturayla saatlerce bekleyen o çaresiz insan kalabalığının içine karışınca benim tüm yaşama sevincim, bütün hayat enerjim o saçma florasan ışıklarının altında sönüp gidiyor. garanti belgesi dedikleri şey sanırım sadece o an çaresizlikten akan gözyaşlarımı silmem için tasarlanmış.

    'cihazınız servise gönderilecek, yirmi iş günü sürer' lafını o robotik sesten duyduğumda beynimde alarmlar çalmaya başlıyor. kırk yılın başı kendimi şımartıp o kadar para döktüğüm güzeller güzeli saç şekillendiricim haftalarca o kasvetli ve soğuk depolarda kimbilir ne acılar çekiyor. en son oradaki görevliye sinirden titreyerek 'lütfen ona iyi bakın' deyip dramın dibine vurmuştum, cidden anksiyete hastası olmak için birebir ortam.
   tümünü göster