diğer bir konu, kötülük konusu sanıldığından daha karmaşıktır.
kötülük sorunsalı neredeyse yazının bulunduğu yüzyıllarda bile konuşulan bir şey. tanrı varsa, kötülük nasıl olabiliyor, ya da tam tersi. kısaca, dünyada net olarak kötülük var. ve bu da dünyanın, doğanın, yüce yöneticinin buna öyle ya da böyle izin verdiğini gösteriyor. ve bu izin, basit deneysel bir izne de benzemiyor... dünya tarihi kötülüğün tarihidir, tarihteki on binlerce savaş, kıyım, zulm ve tecavüzler, klisenin yaptığı tuhaf işkenceler. haksız yere ömrünü zindanda geçiren insanlar.. yani kötülük dünyanın maalesef temel bir gerçeği.
ama iş göründüğünden de karmaşıktır. bugün şunu biliyoruz. madde, protonlardan ve nötronlardan oluştuğu gibi, elektronlara da ihtiyaç duyar. yani varlık, eşit oranda pozitif ve negatif iyonlardan oluşur. sadece pozitif iyonlardan oluşan bir madde doğada var olamaz. kısaca, sadece iyi olan bir şey dünyada var olamaz. iyi olan şeyin bir amacı, hırsı, ihtirası, tutkusu... olmaz. iyi olan, cennette olan, ölü olandır. var oluş, bedenlenme ve dünyada bir momentum içinde yaşama itkisine sahip olmak, direnmek, mücadele etmek, ancak içsel bir ihtirasın sonucudur, ihtiras da kötüdür. insanı beden haline getiren şey, insanın kötü tarafıdır. mutlak iyi insanın bedensiz ve doğanın bir parçası olması beklenirdi.
kısaca, aslında varoluş bir miktar da olsa kötülüğün var oluşuyla mümkündür. elbette iyi ve kötü dengede olmalıdır. ama dünyada iyiyi haddinden fazla arttırmaya çalışmak, kişiyi yok oluşa götürür. var oluş kötülüğü kabulü ve ondan kaçınmanın terk edilmesiyle korunabilir.