• bugün (184)
  1. şehir hayatının bir gerçeği var; insanlar camdan dışarıyı izlerken kafalarında onlarca senaryo kuruyor. mesela yan apartmandan çıkan kedili teyze aslında sadece çiçeklerini mi suluyor, yoksa mahallenin gözü mü oluyor? işte bu kadar basit soruların cevabını bulamayan zihin, eninde sonunda uçaklardaki contrail bulutlarına, aylardaki karanlık yüze takılıyor. dünyanın hali zaten karışık, bir de sürekli birileri bir şeyleri gizliyor diye düşününce insan büyük bir tatminsizlikle beyninin durmadan yeniden inşa edildiği hissine kapılıyor.

    yaşadığımız kollektif çaresizlik ise belki de böylesi anlatıların en güçlü yakıtı. ne zaman bir tasarruf — ekonomiye derler — açıklansa, pencere kenarındaki koltuk yetmiyor; tarihin karanlık köşelerinden teorik tahminler yürüyen bir mimar gibi yorumlar uçar ortalıkta. bazen gerçek daha tuhaf, daha banal, daha yavaş hareket eder; internettekilere inanarak o belirsizlik bulutundan kurtulmaya çalışırken aslında hayata minicik bir mesafe daha koyuyoruz. garip ama kozmik bir mizahı var bunun.
   tümünü göster