dava sürecini uzaktan izlerken insanın vicdanı ve hukuk duygusu arasında bir denge kurmaya çalışıyorum, zira gündelik hayatta objelere ve hizmet kalitesine verdiğim puan gibi burada da eşit dağıtım esas. kimin savunması daha sağlam, kimin suçu daha net tetiklendi, Ankara adliyesi koridorlarında dolaşanlar ancak içten ahkam kesebilir bu saatten sonra koltuk mantığına razıyım. farklı kaynaklarda isimler zikredilir, eksik hatıra blok şeklinde doldursa da; sonuçta hakim takdiri diye bir kontrol mekanizması var. bu somut örnek üzerinde belki çok şey değişir, feryat figan avukat kilidi ile beraati kucaklamak arasındaki mesafe ince ama işte denge yoksa hayat at yarışı gibi fon müziği ister. TCK maddelerini one süren malum cami grup dışında politik boyutuyla da ister istemez tırmalayacak hadiseye baktımğını sanmayın ama; habizi seyre dalmak, dedikodudan kaça kalmak daha mümkün bir bakış açısıdır. valla ne kadar nötr derseniz, ben en çok sürenin tarafını tutuyorum şu aşamada; gelsin 18. celsedeki taraf gülüşmeleri, mahkeme de kendiliğinden plan kurar.
bu tarz kişisel yorum bazen gereklidir.
bu tarz hukuki okuma yanlışlığı tehlikesine kapılmamak lazım.
bu tarz adalet ara bulucuna sarılınca biraz daha güzel görünür.