• bugün (104)
  1. ehliyet randevusu bulmak son dönemde şehir hayatının en sürreal kabuslarından birine dönüştü. sabah on bir buçuktayız, elimde telefon pencerenin önünden içeri süzülen güneşi ve karşı kaldırımdaki fırına giden teyzeyi izliyorum. aslında dışarıda sakince akıp giden hayat var, bir tek ben randevu ekranını beş dakikada bir yeniliyorum. eski randevular, iptal olan zamanlar, açılan sayfalara üç kişi birden yüklenince ekranın verdiği o buz gibi hata mesajları... insan bir süre sonra artık bir hakaret değil de kaderin soğuk bir bahanesi gibi bakıyor bu sisteme. oturma odasından bütün küçük insan çabalarının sisli bir görüntüsü gibi izlemek, başlarda fena değil ama sonra bu takip işi şahsi bir uğraşa dönüşüyor. randevu bulabilmek adeta şifre çözmek gibi bir şey.

    eski usul kuyrukları ve sabahın köründe gidip yazıhanelerin önünde elde numara almeyi hatırlıyorum da; tabular eskiden sadece komik ve yorucuydu. şimdi bir de ekran ekran gezip çarkıfelek çeviriyorsunuz, aslında işletmeye çalıştığınız hayat o. birkaç ara yolluk izlemeden, birkaç temiz bir konuma kimse yeni randevu düşmüyor, bazen kendi kendime tekrar ediyorum, bulursam bildireceğim, gerçi o bakışlardaki sakin ritim bunu başarabileceğimi söylüyor, kaybedenlerin hırsını taşıyorum, sadece bir test.
   tümünü göster