ben bu muhabbeti yıllar önce de dinlemiştim, sınırlar çizilirken devlet dedi ki; bu türbe bir kartvizittir derlerdi, fatihler bu toprağı bırakmaz diye misal verirlerdi. sonra ne oldu? orada bir entragan, elzem durumlar oldu; karşımıza 'türbemizi himaye edeceğiz' edebiyatı çıktı, derken bir hafta sonra mühendislik devrimi gibi apar topar yeni bir mevkide yer alıverdi bütün yapı. benim için acınası değil, fakat gerçekçi bir operasyondu: su da yükseliyordu, o bölge zaten bizim elimizden gidiyordu, atları bağlamanın olmadığı korunaklı mevziden devam edildi. lafın kısası; koskoca anlam devlet jgreci mi gezısı, tabii ki kazaya biz girme, son tahlilde kime saklı o tarih zaten korunan hepimizce; kellen kim tutarsa kaldır taraf belli değil sadece ders kitaplarında şu tarihi olay: sınır güvenliği ile dini hisler hep iç içe yürümüş bu toprakta, bütün iş oradan.