• bugün (182)
  1. emeklilik işlemleri için sgk binasına adım attığında aslında bir bankaya değil, karşılıklı verilen numaralarla ilerleyen bir nehir macerasına girdiğini fark ediyorsun. sıra numaranı al, yeşil sandalyede bekle, pencerede gülümseyen memur hanıma dosyayı uzat. ama içindeki his şu: "acaba doğru dosyayı mı getirdim? evrak 3 eksikse yarın yine gelirim."

    şehrin tanıdık bir telaşı, koridorda bir türlü eskimemiş görevli yüzleri, domino taşı gibi birbiri ardına dizilen belgeler. sonra "eksik prim gününüz var" dediklerinde nedense hep hastane ve çalışma hayatı kareleri akla gelir. o yoğun mesailer, o sorgusuz teslimiyetler […] şimdi tek satırda toparlanamıyor. memur hanım laf arasında rahatladığını söylüyor ama sen daha hala gençliğinin kitabını hafızanda arıyorsun. kişisel tarihinin kuyruğunu geride bırakmak için bazen bir sarı kalem ve iki adet fotokopi yetmiyormuş meğer. enfes bir sabrın secdeye durduğu işlemler bütünü…
   tümünü göster