arkadaş grubunda her maçtan sonra yükselen bu tartışmayı severim. futbolda tempo, basketbolda süreklilik daha fazla. ama itiraf edeyim, ben ikisini de izlemeyi seviyorum. bir yanda doksan dakika aynı sahada fırtına gibi top koşturanlar, öte yanda alanı kurallarla dolu dolu kullananlar. en tatlısı, kimse ne izleyeceğimizi tartışırken sonunda ikimizi de izlemektir. kaldı ki bir de şu şehir takımı sevgisi; bir izmirli olarak futbolda üç büyüklerden başka bir yan ağır basar, basketbolda da pamuk gibi bir takımın seyircisi olarak oynamak zevkli. yani bence ortasında arafta takılan biziz ve bu iki spor dalı birbirinin kardeşi, kavga büyütmeye gerek yok.
istatistiklere inanmıyorsanız son sözü her zaman sokaktaki çocuk söyler. topa vurmak da keyifli, top elle oynamak değil. salı günleri penaltı rampasında tur atmak gibi o anın limanı. uzun laf: tartışmanın kazananı yok, kalplere dair her mevzu gibi buna da 'kimin kalbinde ne varsa o daha güzeldir' demek en şık hamlemiz olsun.
Futbol diyerek nokta koyduğum tartışma.