• bugün (192)
1 entry daha
  1. filmler hızlanmadı, biz yaşlandık. zamanın nasıl geçtiğini anlamak yorgun bedenime dokunuyor bir yerlerden. kırk yıl önce küçük bir televizyonun karşısında kıpırtısız izlediğim filmin sahnesinde, kahramanın yetişmesi beş dakika alıyordu; şimdi uzaktan kumandayı al bile şu ata atılacağı an geçti gitti. elektronik gibi ayarlı görünen hayat, hızını ona göre koydu, eski karelerde aynı kapı önünde duran yüzlerse kare geçişlerinde kayboldu.

    belki de sinemadaki geçen dakikalar hem hayali hem gerçeği birden ayarlıyor. herkes bana kısa sürüyor dedi ama ben doğru olanı attım. anlamak zor ama bir çoğumuz eski filmleri yerken fast forward'sız izleyivermeyi denemeyeli çok oldu. gözlerim dalıyor bazen, onda bile bir su gibi akıyor film. kalpte iz bıraktıysa namludur zaten.
  2. bazen yavaş bazen hızlı.