kadınlar bilir, maç özeti izlemekle maçı sonuna kadar takip etmek arasında içinde yaşanmışlık olan bir ilişki var. ben elektrikli süpürge seçerken arçelik ile beko arasındaki farkı nasıl değerlendiriyorsam, bu maçı da öyle bir gözle izledim. ilk yarıda galatasaray'ın sahada kurduğu pres, bulaşık makinesinde iyi bir programa basınca çıkan tertemiz sonuç gibiydi. hiçbir şeyi boş bırakmıyorlardı. atletico tarafı ise tam benim konuşmamış olduğum ama pazarlıklarda diklenen esnaf gibi; topu kaptığı yerde bir şeyler deniyor, ama hücumda sanki istediği garantiyi alamıyor gibiydi.
ikinci yarıda zaten o meşhur gol geldi. kaleyi düşünün, evde arıza yapan fırının bile garanti kapsamında tamiri geldiği an kadar güzel şey. attan top, direkten dönen gibi derken özeti baştan sona izlemek bana iyi geldi. bu tür maçlarda benim yorumum şu: takım savunmada arkadaşının tasarrufuna güvenmeliler. günün sonunda beraber neylesen, bir bütünün parçası gibi iple. ben yine kargo adamı gibi sabaha kadar takip etmeden, galatasaray'ın ne istediğini anladım. ikinci maçta her şey mümkün, ama ben gördüm söylüyorum.