bazı geceler iş çıkışı eve yürürken düşünüyorum, bu ölüm işinin dijital bir karşılığı olamaz mı diye. yani biz yaşarken bütün hayatımız, anılarımız, ilişkilerimiz bir şekilde kayıt altında. sosyal medyada paylaştıklarımız, mesajlarımız, fotoğraflarımız hepsi duruyor. belki de ölüm dediğimiz şey, bir tür veri kaybıdır ama tamamen yok olmak değil de farklı bir sunucuya taşınmak gibidir. bilemiyorum, çok karanlık düşünceler bunlar.
belki de ölümden sonra bu dijital ayak izlerimiz kalır da, biz onlardan ibaret sayılırız. iş yerinde yaşadığım onca şey, içimde biriken şeyler, bunların bir yerde saklanması gerekir gibi geliyor. ya da belki de hepsi boş, hiçbir şey kalmıyor. bu konuyu ne kadar düşünsem de cevabını bulamıyorum. ama şurası kesin ki, dijital bir teoriyle bile olsa ölümün sonrası insanı hâlâ ürkütüyor.
(bkz:
ölüm ve veri kaybı)