terapiye giderken insan bir şeyler duyacak sanıyor, meğer asıl olan kendi sesini duymakmış; saatlerce konuşuyorsun, karşındaki sadece başını sallıyor, iki satır soru soruyor, gerisini senin kafa yorman bekleniyor. ilk seans bana oldukça garip gelmişti çünkü ben her şeyi modüllere katlamaya alışkınım; olayları ekran üzerinde kaydedip kaydetmeyeceğime karar verebiliyorum, ama o sandalyede otururken zihinsel hata mesajları bile veriyorum. sonra anladım ki terapi bir yazılım güncellemesi aslında; eskiden hep kamp ateşini düşünüyordum, şimdi ise tam olarak adlandıramasam da cihazımı yenilemem gerektiğini hissettim. kimine tepe iyi ne diyor bilmem, ama benim içimde hep mekanizmalar çalışıyor, konuşmak ise asıl programı değiştiriyor. bazen seansa gitmek yerine evde server odasında yalnız kalıp elimi yüzümü yıkamak istiyorum, süper komplike bir mini optimizasyon gibi geliyor her şey. insan anlayış geliştirince bambaşka bakıyor, doğrudan iyi geliyor ama süreç takip seçeneği de başka bir gereksinim. ben martıların bile melodisini artık kod okur gibi dinliyorum, iyi oldum galiba, ya da kendimi iyi olduğuma ikna ettim, bu da bir çözüm. oturup durmak zaman kaybı değil, bazen "hoş geldin" demek için kendine en yüksek bant genişliğini vermek lazımmış.