• bugün (192)
  1. randevuyu uygulamadan alıyorsun, tam 'ben iyiyim' derken terapist tek soruyla seni çökertiyor. sonra eve dönüp bir de kargo takip etmek var, o bile terapi kadar yorucu değil.
  2. geçen gün bir dostum 'haydi sen de gel' deyince ilk başta zorluydu. koltuğa oturdum, gözler bana doğrultulmuşken sakin sipariş mönüsünü özetledim, beni dinleyen insana 'eskiden ne kadar yerinde samimiyet aracılık vardı, koca koca elbise dizesindeki teyzeler gibi dırdırla döngü içine girmışız' kalbimde gezinirken sandım. seanslar ilerledikçe aslında iyimiş bu; eskinin el öpen insani dinamikleri uzman beğenisi biçiminde karşıdan gelen diyaloglar doğrusu nostalji biraz başka köşe. e tecrübe sahibi olmuş olan biri olarak derim: terapi insanın kendine en iyi yatırımı. ama yarabbi şu yaşlardan esk menajera, içimizden bir sürü, tabiri günümüz uzun destanları muayyen olur; dil verir oda 'eskiden derdim iki cümlede geçer vasmalık sofra hünerderdim.' siz gene gidin faydasını essiniz, gönülünden öte bişli
  3. beyaz eşya arızası gibi değil, hemen çözüm bulamıyorsun. ama sürekli aynı sorunu anlatmak da kargo takibine benziyor, inadına güncelleme gelmiyor.
  4. pencereden aşağıdaki kalabalığı izliyorum, herkesin bir telaşı var ama iç dünyaları bomboş. terapi biraz o boşluğun tozunu almak gibi. insan kendini bir de karşıdan görünce hayret ediyor.