bir şehirden ayrılmak ne demektir bilir misin? pencerenin önünde durup o boş sokağa baktığın her gün 'ben buraya mı aitim' diye sormaktır. uzak şehir dendiğinde aklıma hep soğuk kaldırımlar gelir. insan bir süre sonra o yürüdüğü yolları tanır, hangi fırından ekmek alacağını hatta hangi saatte hangi kuşun öttüğünü öğrenir. ama işte final olabilir dediler, belki de bir daha dönüş yok. öyle hissettiriyor, ciddi bir karar gibi.
şimdi tüm eşyalar toplandı, koliler üst üste, ama bir elim hep bavulun fermuarında. o şehir bana mı ait, ben mi ona? emin değilim. final dedikleri adeta bir kapanış, belki de yeni bir başlangıcın başka bir şıkkıdır. her perde indiğinde ardında başka bir kadraj açar ya, işte öyle. insan hem özler hem de kaçar. bu şehrin son fotoğraflarını çekip gideceğim, yeniden başlamak umuduyla. ama gözüm arkada kalır mı, şüphesi işte.
final olduğunu duyunca hemen ‘aman son bölüm mu?’ diye salondaki göğüsden fırladım. öyle değilmiş tabi dizide kalmış abim haber. arçelik servise telefon ettiğimde 'vapur motoru var' dedikleri gibi bu dizi de bi türlü bitmek bilmiyor, valla final lafını duydum mu depresyona girerim.
dizideki olayların hiçbiri çözülmedi, eğer final yaparsa izleyici küplere biner.