a101 de her şeyi alıyorum ama elektronikte gözüm hep arkada kalıyor. market için birebir, cihaz alacaksan şans işi, çoğu modelin ömrü bir yılı zor buluyor.
A101'de her şey bir telaş ve telaşın içinde insanlar yumurta kapışıyor, ayçiçeği yağı seçerken koca koca dayılar iki şişeyi tartıyor. Geçenlerde reyonda bir teyze deterjanı kokluyordu; helal olsun abide saygı duyuyorum ama alışverişte kalite takıntısı marketin koridorlarında bambaşka boyuta taşınıyor. Ben de diyorum ki yahu, bu ekmek dün daha kabarıktı; o kasada bekleyen adam domatesi bu kadarcık ezik diye geri koyuyor, film izler gibi oluyorum. Aslına bakarsan kalite takıntısı hepimizde var ama A101'e iyice yerleşmiş vaziyette; ucuz etin yahnisi yavan olur atasözü diz boyu burada. Nihayetinde şehir hali her tarafı kalabalık; arabaya binmeden poşetleri bir kontrol edeyim derken çıkışta çay poşetinin markasına bakıp iç geçiren çok insan görüyorum. A101, kalabalık bir mahalle gibi; içine girince herkes kendi derdinde ama kalite düşüncesi hepimizi pencereden dışarıyı izleyen düşünceli birine çeviriyor.