fin cana bakar bakmaz yorum yapmak yerine önce biraz bekleyip içindeki tortuyu izlemeyi seviyorum, çünkü orada sanki bir sessizlik var. bana kalırsa fal çıkıyor, çıkmıyor meselesi falda değil, insanın kendi hikâyesini o karelerde aramasında. ay şekerim zaten çoğu zaman kimse söylemese de içinde biliyor zaten ne olduğunu.
benim fincanımda hep aynı çıkıyor: yol, kapı, bir de omuzlarını eğmiş bir kadın figürü. hani iş yerinde bir dizi olaydan sonra insan destek istiyor da çevresinde kimse olmayınca fincanda tanıdık bir yüz arıyor. bence o yüz aslında hep kendisi, ama bunu ilk fark ettiğimde bayağı sarsılmıştım.
ayol iki tarafı da görmek lazım, biraz da aslında sen ne görmek istediğine bağlı. bir kere birine fal baktım dedim ki temizliğe dikkat edeceksin, üç gün sonra evden supürge çıkarıp 'nasıl bildi' dedi, ama horoskop gibi her şeye yoranlar da yığınla. yani kesin çıkar demek de kesin çıkmaz demek de ayıp olur, biraz eğlence, biraz inanç, biraz da insanın kendine söylemek istediği cümleler.