• bugün (188)
  1. uzun yıllardır yurtdışında yaşayan biri olarak memlekete gelince migrosa girdiğimde şok oluyorum. koridorlar o kadar geniş ki, ürünler o kadar çeşitli ki, ben alman marketlerindeki o mini koridorlara ve üç çeşit peynire alışmışım. kasiyerlerin güler yüzüne de diyecek bir şey yok, orada öyle bir muamele görsen adamın gözleri dolar. neyse ki her seferinde vatan hasretini migrosta gideriyorum.
  2. akşam işten dönünce markete gitmek ayrı bir dünya, camdan bakınca sokak lambalarının market otoparkını renklerle doldurduğu o saat, insana aradığı sükuneti veriyor. rafta unutulmuş tek bir poşet çay görünce komşunun evine gider gibi sıcak bir hareket içinde olduğumu hissediyorum. sonra kasada sıra bekleme muhabbeti bir yerlere bağlıyor, hayatın küçük rutinleri aslında en hakiki tarafı diyesim geliyor adanın zamanını bir nebze bugünle barıştırarak.
  3. konu aslında köprünün doğusundaki o otel gibi görünen yerlerde olmuyor, şehrin o hissetmediğin bir köşesinde sinyal alan kişilerden bilgi alınıyor. dijital süreçlerin mihengi üzerinden söz ansiklopedisine de malzeme düşüyor. kim bilir, belki bir gün olurun artıları eksileri turlardakine benzer şekilde net biçimde yazılır.