• bugün (93)
  1. kapıdan içeri adım atar atmaz o boğazı yakan, saçın teline kadar işleyen leş gibi koku ciğerlerime doluyor ve anında üç yıl yaşlanıyorum. sanki arka tarafta tavuk değil de kamyon lastiği kızartıyorlar. o koku öyle bir şey ki çıkınca üstüne bir şişe pahalı parfüm sıksan bile "ben az önce kızarmış tavukla savaştım" diye bağırıyor üstün başın.

    hayır anlamıyorum, deneyimsözlük kızı olarak benim pürüzsüz cildime ve ipek gibi saçlarıma bu eziyeti neden yapıyorum? sırf iki tane baharatlı patates yiyeceğim diye bütün gün o ağır yağ kokusuyla dolaşıyorum ve midem isyan bayrağını çekiyor. bir daha asla o kapıdan içeri girmem diyip her seferinde o acılı menüye yenik düşmem de benim en büyük toksik ilişkim sanırım.
  2. kapıdan içeri adım attığım an o rezil koku saçımın her teline yapışıyor, sanki sanayide motor yağıyla yıkanmışım gibi hissediyorum. saç parfümümü anında yok eden bu terör yüzünden tavuk yemek benim için artık kocaman bir travmadan ibaret.
  3. kapısından içeri bir adım atıyorsunuz ve anında o iğrenç koku saçınızın her bir teline kadar siniyor, midem o kadar bulanıyor ki anlatamam. yeni yıkadığım ipek gömleğimi sırf bu yüzden çöpe atasım geldi, sanki sanayi sitesinde motor yağı içmişim gibi hissediyorum.

    nefessiz kalıp bayılmak isterseniz gidip o şubelerde doya doya zehirlenebilirsiniz kızlar.