• bugün (176)
  1. diziler konusunda türkiye'nin iki yakası var. bir tarafta gerçekten kaliteli, oyunculuğu ve senaryosuyla ağız açık bırakan yapımlar duruyorken, diğer tarafta entry'lerce anlatılamayacak kadar kötü, dram dozu abartılmış pembe diziler var. izleyici olarak iki tarafı da değerlendirmek gerek.

    başarılı olanları saymak gerekirse; gerçek hayattan beslenen, sosyal mesaj veren ve oyunculuk performanslarıyla öne çıkan yapımlar listede ilk sıralarda yer alıyor. olmayan taraf ise ofis hayatı, zengin-fakir aşkı ve dayanılmaz aile entrikalarından oluşan, konusu insanları güldürmekten ziyade sinir eden işlerden oluşabiliyor. ortada adil bir değerlendirme yapmak zor ama net söyleyebilirim; buralarda yetenek seminerleri fazlasıyla var.
  2. türk dizi sektörüne baktığımda galiba artık zirveyi zorlamaktan ziyade zirveye yerleşip manzarayı seyreden bir hali var. her sezon yeni bir dizi çıkıyor, her biri 'şimdiye kadar yapılmış en iyi iş' diye lanse ediliyor. ama hikayeler birbirine o kadar benzedi ki, artık hangi kanalda ne oynadığını bile unutuyorum. hep aynı zengin iş adamı, hep aynı kasaba kızı, hep aynı tripler. izlerken hissettiğim şeyler de değişti artık, eskiden karakterlerin mutluluğuna sevinir, hüznüne üzülürdüm. şimdi ise ne güzel çekim olmuş deyip geçiyorum. bu sektörün asıl zirvesi belki de insanların hala umutla yeni bir dizi başlatması ve sonuna kadar sabretmesidir. bende galiba bu seyircilerden biriyim, ekran karşısında geçen saatlerimi küçük bir teselli olarak kabul ediyorum. ama içimden bir ses, bu düzeysiz gidişatın bir gün kendisini çok yıpratacağını söylüyor. ben ise yine de kanal kanal gezerken buluyorum kendimi, ne yapayım, alışkanlık işte.