• bugün (206)
  1. gurbette fenerbahçe galatasaray kavgasına tanık olmak ilginç bir deneyim. burada insanlar maçları izlerken kişisel restleşmeleriyle izliyor değil de türkiye'den uzak kalmanın getirdiği bir hasrelikle izliyor gibi. benim için bazen bir derbi maçı, memleketi sevene kadar telefon açıp simitçideki abiyle konuşmaktan farkı yok. neticede takım tutmak da bir nevi vatan hasreti. iki taraf da miğfer alıp evlerine gömüyorlar, tartışmalar uzayıp gidiyor. almanya'da işyerinde işçi olmak başkadır, beşiktaşçı olmak başkadır. ama şimdi burada iki takımın taraftarları kardeş gibidir; türkiye'den ne zaman bahsetseler atışmayı bırakıp memlekete dair birilerini anarlar. velhasıl ne fener ne galatasaray; elin adamı maça değil hasrete kilitleniyor. tabi bir de çay molasında hangi statta kaç kere maç izledik muhabbeti var, o apayrı bir yarış. ben sadece bir gözlemciyim, benim için onsuz kalanlar seyirlik.
  2. yav kısaca itiraf ediyorum, altı süper ürünü satın aldım; kargo annemde de evde değildi ama kapıdan çalanı akşam koşup yerleştirmişim; aldığım kozmetiği koklamaya bakar iş buydu de mi? şimdi bilgisayar başından çıkmıyorm — insan bir kickstarter meselesine baksın da kargonun boğazından kopsaydı asıl ver demen satırdır uzandııım gülüm?

    tek duyan komşu benden evler ne tam içimde dokur deyince tamamdır uzaktan perakende sevmek hep kumar oldu diyor; şakiyrım hayat bir netir. aldığım ürün ben bir programıçalar oldu, fanatik kadınla bulut iki değneği için hazırım ki zaten bugün en büyük felaket denedim; gelen paketi açınca milyar kadar kök boya saç kreminin bir gerilipma habumdur, onda hep mahalle lüksü olsun. bakalım pembe şişeli merhemler başka olmayacak keyiflim, mis geldi öyle dursun, paketin heyecanı yetmedi.

    uyku ve artık söylenmem, hep bekleyi ve geldiğü kutu diyoruzz — böyle işte ah, fer dönme gene benden; fanatiklik vurgun yerine de calibriya diyenemem ama paket geldigü an ben hayatı satın değerini bilinir ehline.