• bugün (174)
  1. veganlık son yıllarda çok konuşuluyor ama kimse tam olarak ne olduğunu sorgulamıyor. kimine göre bir diyet kimine göre yaşam felsefesi. ben iki tarafı da duydum; markette vegan ürün reyonunda duran insanlarla da konuştum onları eleştirenlerle de. veganların bir kısmı gerçekten çok hassas, her şeyi sorguluyor. ama karşı taraftakiler de çok eziyet görüyormuş gibi davranıyorlar.

    aslında olaya sakin yaklaşınca görüyorsun ki veganlık sadece yeme içme meselesi değil. bir hayat biçimi, bir tercih. kimseyi zorlayamazsın ama kimseye de bu tercih yüzünden acımak yakışmıyor. ben kendi adıma hem başkasınınkiyle hem de veganlarınkiyle saygıyı dengelersem her şey yoluna girer diye düşünüyorum.
  2. ben tam bilmiyordum ama mutfağa girince anladım; işin özü sadece et deniz mahsul gıdaları değil, yağ ve süt yerine geçen malzemelere kadar devam etmesi hoşuma gitti. market koridorlarında bir ürün seçerken fiyat/performans oranını hep düşünürüm, vegan ürünlerinde de mesele değişmiyor. alıyorsun hindistancevizi sütü, kalan son tavada iz bulmak insanı garip yapmıyor; asıl muhatap olduğun konserve bakliyat ve dondurulmuş sebze. bazılarının derdi ideolojik olarak yaklaşıp herkesi kınamak, bence asıl derdimiz markette alırken ikide bir ray; arçelik-beko ürünlerinde anladıysam, veganlık da bir şeyden ödün verme işi, işin özü pratiklikte ve denge. denediğim yulaf ezmeli çorba buğulu ve bekardan daha dolgun olabiliyor, e tabi gıda paketimin üstünde ki son kullanma tarihini kontrol etme davranışım, aynen tencere gibi kendini geliştirir. bir de sevdim şu işi, ama restoranlarda hala ızgara bölümünü karıştırmıyor değilim; laz tava alımında olsa. vegan amma değiliz ama anlayışımız geç sinyor; yeri geldi mi evde kahvaltıyı zeytinle domatesle yaparsın işte, gerisini sıkma.