aldatılmak denince hep o eski yeşilçam filmleri gelir aklıma, hani kadın ağlar, adam arkadan bakar, müzik girer... şimdiki zamanın aldatmaları ise bambaşka, bir mesajla başlıyor her şey. eskiden mektup gelirdi, açmaya kıyamazdın, şimdi ekran görüntüsü alınıyor, hemen yayılıyor ortalığa. o eski saflık, o eski vefa nerede kaldı diye soruyorum kendime.
velhasıl, aldatılmak insanın içini kemiren bir şeydir, yıllar geçse de izi kalır. ben o eski günleri özlüyorum, insanların sözünün eri olduğu zamanları. şimdi ise herkes birbirini yedekte tutuyor, ne diyeyim, devir değişti.
efendim bu konuyu açan arkadaşa öncelikle geçmiş olsun demek isterim, ancak izah edeyim, bu tür durumlar tam da benim banka ve sgk dosyalarında gördüğüm vakalara benziyor. 30 yıllık memuriyet hayatımda öğrendiğim bir şey var; sözleşmede yazılı olmayan hiçbir şeye itibar etmeyeceksin. kimi 'ben seni aldatmadım sadece konuştum' diyor, kimi 'arkadaştık canım' diyor, hepsi bir yönetmelik boşluğundan faydalanma çabası.
herkes kendince haklı çıkacak bir kılıf buluyor ama sonunda dosya çıkınca gerçek ortaya çıkıyor. bu tarz durumlarda sabırlı olacaksın, delilleri toplayacaksın, gerekirse itiraz süreyi kaçırmayacaksın. bu tarz hesaplaşmalar biraz uzun sürer ama haklı çıkan taraf hep sabreden olur, adliyede gördüm bunları.