• bugün (181)
  1. yahu bir mağazaya gir de müşteri hizmetleri denen o efsanevi kavramı birinci elden yaşa. bauhaus der ki; hırdavatçıyız ama gönül bağı kurarız. ben girdim, sorun şu ki herkes çok meşgul. bildiğin bir araya gelmişler, duvar boyasından çok plan yapıyorlar sanki. müşteriler ordan oraya koşturuyor, kimse birinin yüzüne bakmıyor, sorunca da tatlı bir gülümseme. ama o gülümseme bile uzun sürmüyor, çünkü önünüzde liste var, hedef var, üç kuruşluk vidaların muhasebesi var. ben içimden geçirdim: bu hayatta tek istediğim bir köşede durup derdini anlatabileceğim birine rastlamak. neyse ki biraz sabır, biraz tebessümle hallediliyor. bu tarz dükkanlarda insanın gönlüne gireni bulması zormuş, çalışan da müşteri de yorgun. bu tarz bir dünyada mesai bitse de gönül yine iş yerinde kalır.