e devlet randevu sistemi, hayatımızın yeni 'sabah kahvesi kırk yıl hatırı' oldu. şahsım her sabah camdan bakar, sonra bir bakmışım kendimi randevu arayışı içinde bulurum. iki hafta sonrasına gün vermişler, muayene için; o esnada insan, 'pencere kenarındaki saksıyı sulamayı da unutmasam' deyip kendi halinde avunuyor. hava mı kötü? şehir mi karmaşıklıyor? e devlet açılıp da randevu bulamayınca tüm şairane ruhum ölüyor. evrakın mührü ötekine, sıra numarası bir sonraki güne denk geliyor; herkes baş çevirecek bakıyorum. oysa bu sistem biraz sakin olsa, insan dosyasını alıp pencere kenarında konum izleyecek, oflaya puflaya değil. sadece istiyorum ki bir sabah, randevu açılışı bugüne göre yapılsın; yoksa bu şehirde sabrı olan bile isyan eder.
bu tarz bir kuyruk meselesi artık resmen yaşam biçimimiz.