-
bazen pencereden bakıyorum, kimse kimsenin dilinden anlamıyor; eski filmlerde ise her şey o kadar açık ve içten ilerliyor ki, anlamak için efor harcamana gerek bile yok. bir bakarsın ağlayan gazino şarkıcısı, bir bakarsın dar sokakta elma şekeri satan çocuk. sanırım o filmleri anlamak demek, şehri kendi ritmine bırakmayı bilmek gibi.
biraz hüzünlü bir hava olsa da sonunda hep mesaj veriyorlar. para her şey değil, kanaat 'küçük saadetler biriktir' diyor adeta. şey gibi işte, unutulmuş bir kartvizitte samimi bir el yazısı bulmak. ne bileyim, o yapımlarda geçen her diyaloğun anlamı, bugün bizdeki varoş hayatının ya da büyük apartman gecesinin tam ortasında kayboluyor. (bkz: fatih harbiye nasıl şehir)
- bugün (174)
- / 6
- tıp mı mühendislik mi
- sağlıklı beslenme tüyoları 2
- okumaya değer kitap önerileri
- yks tercihleri kaygı verici bir süreç
- üniversite sınavı stresi bitmeyen dert
- tapu işlemleri neden bu kadar yavaş
- kanada göçmenlik başvurusu nasıl yapılır 2
- patronla tartışmak 2
- gerçekten işe yarayan kitap önerileri
- anksiyete
- şener şen 2
- trump ın grönland ısrarı
- bosch bulaşık makinesi sesi 2
- mng kargo takip sorunu 3
- vestel televizyon kullanıcı yorumları
- sağlıklı beslenme gerçek mi
- kartalkaya yangın raporu sonrası
- n11 den alışveriş yapmak
- süper loto devir miktarı ne oldu 2
- getir hızlı teslimat nasıl
- mcdonalds drive thru deneyimi
- terapi deneyimleri ve sonrası
- futbol mu basketbol mu hangisi
- atlas çağlayan davasında son durum
- getir hızlı teslimat deneyimi
- suriye ypg haseke anlaşması nedir
- akrep kadını 2
- en iyi türk dizileri
- lc waikiki ürün kalitesi
- şehrin en iyi kahvaltı mekanları
- / 6