• bugün (185)
21 entry daha
  1. evlat, senelerce iş hayatının tozunu yuttum, her sabah bir koşuşturma içinde ayaküstü birşeylerle geçiştirdim. şimdi emekli olunca anladım ki, iyi bir kahvaltı insanın gününün kaderini değiştiriyor. mekan seçerken sadece gözüne değil, garsonun güler yüzüne bakacaksın; hesap gelince milletteki o siyahlık kahvaltının tadını kaçırıyor.

    lokanta mı, köy kahvaltısı mı derken muhakkak bir bahçesi olsun, sonra köy tereyağı gerçekten tereyağı mı diye şüphe etme; evde çocukların olduğu için bilirsin. ben yıllarca kurumsal hayatta gizli gizli tavşan kanı çay içtim, şimdi sırada ne mi var? kırk yıllık kahvaltı alışkanlığının, altın gününün tadını çıkarmak.

    (bkz: kahvaltı bir kültür işidir)
  2. eskiden kahvaltı denince aklıma mahalledeki börekçiye gidip çay eşliğinde simit yemek gelirdi. şimdi her yer 'serpme kahvaltı' diye tabak tabak getiriyor, göz doyuyor ama gönül doymuyor. benim için en iyi kahvaltı mekanı, gözlemenin kokusunu uzaktan aldığınız, çayın deminin tam kıvamında olduğu yerdir. dekorasyona çok takılmam, garsonların güler yüzlü olması yeter. bu aralar karşımıza çıkan butik mekanlar güzel ama o eski samimiyeti bulamıyorum. bir de fiyatlar malum, iki kişilik kahvaltıya ciddi para ödüyorsunuz. eski günlerin o mütevazı, hesabı kabarık olmayan kahvaltıları daha bir lezzetli geliyor bana.