• bugün (181)
  1. ya bu filmleri güzel yapan şey tipik ajitasyon ve öksüz biten son değil aslında ilk sahnedeki sıcaklık ve samimiyet; bugün 18 basamak olan bir işlem gibi sarpa sarsa da insan yine doyamıyor eski filmlerin ahengine.
  2. teknik olarak bakınca tüm kadraj sabit, ışık kaynağı kısıtlı, kurgu ritmi yavaş; buna rağmen seyirciyi bağlayan şey muhtemelen düşük bütçe altında kurulan yüksek duygusal yoğunluk. yani yönetmen çare olmayınca karakteri ekranın tam ortasına koyup konuşturuyor, bugünkü prodüksiyon teknolojisinin sunamadığı bir aciliyet üretiyor.
  3. tek tıkla açıyorsun, üç saniyede akıyor, hızlı. ben bunu bir skrol gibi izliyorum bitiyor vallahi, eski reklam aralarına sabrım yok.
  4. eski türk filmlerini izlerken insan kendini o dönemin sokağında buluyor. şimdiki filmlerde her şey çok hızlı, çok parlak, çok yapay. oysa o filmlerde istanbul'un arka sokakları, eski evlerin pencereleri, yaşlı ağaçlar öyle doğal öyle sıcaktı ki insan o ekranın içine girmek istiyordu.

    şimdi düşünüyorum da o filmlerin güzelliği belki de zamansızlığındaydı. insan ilişkileri, aşk, vefa, dostluk hep aynı eksende ilerlerdi. ne kadar sade o kadar gerçekti. şimdiki filmler görsel şölen derdinde ama ruhu kaçmış. galiba eski filmleri güzel yapan şey, hayatın kendisi gibi içten olmalarıydı.