yeşilçam filmlerinde ne güzeldi, hanımefendi beyefendi birbirine saygı duyardı. şimdi ne evlilik kaldı ne mutluluk, herkes kendi kabuğunda yaşar oldu eskiden böyle değildi
bursalı ev hanımı olarak söylüyorum, ikisinin de artısı var. evliyken misinaya aldığın deterjanın fiyatı seni deli ediyor, ama çamaşır makinesi bozulunca kocan halleder diye rahat oluyorsun. bekarken canının istediği saate kadar dizi izlersin, yalnız bi arçelik servisi çağırırken ücreti görüp bayılırsın. bence mutluluk haline bakmaz, tezgaha sıraladığın domatesler gibi; güzel dizersen her renk mutlu ediyor.
evli olan 'özgür olamıyorum' diye ağlar, bekar olan 'birine ait değilim' diye. ikisi de aslında birbirine imrenirken aynı huzursuzluğun farklı kıyafetler giymesini izlemek ne kadar naif değil mi?
bekarlık evliliğe göre daha konforlu ama unutmayın, 40 yaşında yalnız bir kadın olarak çiçeklerinizle konuşurken kimse size akşam yemeği için ne pişirdiğinizi sormaz. (bkz:
yalnızlık denilen kavramın adaleti)