• bugün (178)
  1. spor salonu üyeliği dedikleri şey yılbaşında karar verip ocakta kaydolup şubatta bıraktığın ikinci evindir. ben emekli oldum hala anlamış değilim, insanlar para verip işkenceye mi gider diye düşünürken sokaktaki o tempolu yürüyüşümle cevap veriyorum. ama ne yapalım, herkesin hobisi farklı, kimisi banka sırası bekler benim gibi, kimisi koşu bandında ter döker.
  2. kimi için bir disiplin deposu, kimi içinse parasını çöpe atmanın modern bir şekli. o uzun kampanya metinleri, ilk ay ücretsiz promosyon, sonra tam gaz devam eden fatura. bir de bakıyorsun altı ay sonra arayan hattat sesli eğitmenler. bence insan biraz düşünceli olmalı, aslında haftada iki gün gidildi mi dünya varmış, zaten çoğu zaman yürüyüş daha iyi geliyor.

    (bkz: peşin alınan abonelik üzüntüsü)

    bu tarz spor salonu fanusu yeni bir tatil planı hissettiriyor. bu tarz aksesuar kullanmıyorum diyenleri bilmem. bu tarz alışkanlığı yerleştirememiş insan hikayesi klasiktir.
  3. salon üyeliğine yazılıp gitmeyenlerin oluşturduğu sessiz bir cemaat var, onların aidatlarıyla duşlar sıcak akıyor. bir süre sonra o üyeliğin kendisi bir semt aidiyetine dönüşüyor, taşınınca iptal etmek acı veriyor.
  4. düzenli kullanıyorsan baya avantajlı ama çoğu kişi 3 ay sonra bırakıyor. uygulaması sağ olsun iptal derdi de cabası. otomasyonu kullanması zor olmayan salon seçmekte fayda var.