• bugün (179)
  1. iki tarafı da görelim demiş birisi olarak şunu söyleyeyim: mülakat sadece adayın değil, şirketin de sınavıdır aslında. ankara'da katıldığım görüşmelerde usulca bekleyip soruları dinledim ve karşı tarafın ne kadar hazırlıklı olduğuna dikkat ettim. bazı firmalar cv'ni bile açmadan gelmiş oluyor, sen kalkıp sabahın köründe yol tepeceksin. denge bazen adayın lehine, bazen firmanın, ama sakin kalan kazanıyor genelde.
  2. bak evladım, bu işlerde tecrübe çoktur, ben bankacılıkta holdinglerin katında sekip masa başına indim, daha telgraf çekiliyordu. ankara cephe uçlu çataldan hesap ve numaralı jetonla kredi işlemi aldım ya da veriyorsa. mülakatta gak deyip kandırırsan kötü sonuç çıkmaz derler; hayat okulu boynumuzun borcudur.
  3. pencereden dışarı bakıyorum, karşı bina, antenler, işe giden yorgun insanlar. böyle günlerde aklıma kendi mülakatım geliyor; küçük bi odada iki adam, birinin önünde defter, soruyor da soruyor. cam kenarında oturuyordum, dışarıda kargalar, içimde ciddiyete çalışan ama olmayan o tuhaf konsantrasyon taklidi.

    garip bir farkla bakıyordum onlara: biri hararetle bir şeyler anlatıyor, diğeri not alıp başını sallıyor ama düşünmüyor sanki. dönüş yolunda otobüs camı hâlâ sinyal bandırıyor, ben kulaklıklarımı kurcalarken başka mülakatlara giden başka cümleler kuruyor içimden. büyük laflar bırakmadım masaya, zaten büyük laflara hiç inanmadım.