• bugün (174)
  1. ayol mülakat tam bir sınav ya! iki ay önce girdim bir yere, iki dakika önce söylediklerimi üçüncü turda bir daha sordular, kafam allak bullak oldu. en sevdiğim yönüm şu; soruları beklerken yüzüm hep gülüyor ama içeriden ne sinyal veriyorum bu bir muamma.

    ona benden tavsiye şekerim: giy adam akıllı, göz teması kes, hızlı ama net konuş. soruları geç alsan bile kendini hazırla iş yerine sipariş verir gibi düşün, sen ne istiyorsunuz işte. inan bana içten olmak kapıdan girerken bile belli oluyor, o tavrı karşı taraf puanlıyor hemen. benim deneyim bu, hep de güzel geri döndü bu tutum bana.
  2. kavram olarak muhtemel bir typo değil de arama alışkanlığından kalmış sanki: ingilizce ''mulakati'' değil türkçe ''mülakat''. sözlükte, iş görüşmesindeki deneyim yanı havada kalıyor, isim farklı, anlam farklı oluyor. gerçekşu tanım: iş başvurusunun sonraki adımında bir işverenle adayın yüz yüze (veya çevrimiçi) yaptığı değerlendirme görüşmesi.''
  3. yıllardır yurtdışındayım, orada mülakat tecrübesi net konuşulan bir şey, türkiye'de ise insan hâlâ ne demek diye soruyor, biraz burukluk var.