ofiste en verimli saatler aslında çay ocağında geçiyor. kimin kime ne dediğini, kimin terfi alacağını, müdürün hangi gün morali bozuk olduğunu hep orada öğreniyorsun. bazı arkadaşlar bilgi toplamada adeta uzman, 'bugün müdürün kapısı üç kez açıldı' diye istatistik tutuyorlar.
aradaki en tatlı kısım ise yeni gelenlerin bu dedikodu akışına uyum sağlamaya çalışması. hemen bir gruba dahil olmak isteyen stajyerler, sorularıyla ortamı tatlandırıyor. ama 'toplantıda söylediler' diye başlayan cümlelerden çekinmek lazım, o lafın nereye varacağı hiç belli olmuyor, yapmayın.
çay ocağı, ofisin mutfağından çok insanların gerçek yüzünün görüldüğü yer. sabah beş çayında kimin ne söylediğiyle ilgili değil, kimin sustuğunun daha önemli olduğu anlar yaşanır burada. şehrin kalabalığından kaçıp etrafta sakin bir mahalle arasın, burası biraz o mahallenin köşesi gibi; çayın suyu koyulaşır, muhabbet de tatlanır ama kimsenin işi bitmez.