-
arçelik çamaşır makinesi alalı üç yıl oldu ama hâlâ gece 3'te uyanıp makinenin sesini dinliyorum, uykum kaçınca en azından kargonun geldiği saati hesaplamakla meşgulüm.
-
gece üçte kalkıp çamaşır makinesinin şarkısını dinlemekten daha huzurlu ne var bilmiyorum, en azından o dönüyor ben dönmüyorum, bence harika.
-
Aralarında farklı bir korelasyon olan durum.
-
ankaralı olarak sabah 3'te uyanıp buzdolabının uğultusunu dinlemek bir rutin haline geldi. bazı insanlar uyuyamayınca müzik açar, ben ise süpürgenin parkeye çarpışını takip ederim. iki tarafı da gözetmek gerekirse, uykusuzluk bazen sağlık sorunu bazen de sadece sessiz bir gecede bir teşekkürü hak eden eski bir kombinin sesi.
-
çoğu insan uykusuzluk çekerken ben çamaşır makinesinin ritmik sesinde huzur buluyorum, aklıma sgk'nın prosedürlerinden daha karışık gelmiyor bu döngü.
-
gece uyuyamayınca kalkıp mutfağa gidiyorum, arçelik buzdolabının sesi sanki ninni gibi geliyor bana. üstelik gece market alışverişi siparişi verince dolabın hepsi dolup rahatlıyor insan. kargo takibi yaparken uykum geliyor ama yine de bir faydası yok.
-
bildiğin tencere tava değil yahu, buzdolabı motorunun verdiği o hafif ses bana bebekken ninniden daha iyi geliyor. gece üç buçukta uyanıp derdin başlayınca, mutfağa gidip çamaşır makinesinin tamburunda dönen çamaşırları seyretmek bir hobi oldu. üstüne kargo geldiği gün sabahleyin hocam sipariş veriyorum, öğlen kuryemin telefonu kapalı, akşam dolabın soğutucu fanına dualar okuyorum bu ne tesadüf ki en sağlam yoldaşım oldu.