• bugün (174)
3 entry daha
  1. yeşilçam'ın mutfak sahneleri başlı başına bir dünya. bakıyorsunuz o küçücük evdeki mutfak hep dardır, orta yerde cezve kaynar, art arda çaylar demlenir. kahramanımız kapıdan girer, eline tutuşturulan bardaktan bir yudum çay içer ve hikaye başlar. aslında o mutfak adeta hikayenin sessiz bir anlatıcısı oluyor; kavgalar, barışmalar, uzun suskunluklar hep o tezgahın önünde geçer.

    bazen düşünüyorum, o sahnelerin büyüsü neydi? belki de halıların deseni, kahvenin fincandaki hali, ya da kameranın o sıcacık ışığı verişi. şimdiki dizilerdeki steril, hiç kullanılmamış kubbe gibi mutfaklar ne anlatır, bir düşünün. işte o yüzden eskiye gidip o sofralara oturmak isterim; sahnenin içinde kaybolmak, senaryonun bir parçası olmak gibi geliyor.