• bugün (166)
  1. emekli memur olarak çok şey gördüm, e-devletten tutun sgk'ya kadar her yerde bekledim, ama bir insanın gözünün içine baka baka yalan söylemesinin verdiği sıkıntıyı hiçbir bürokratik işlemden görmedim. insan kırk yıllık evliliğinde bile bu işin 'süreci' nasıl işler bilir, ama iki yüzlülüğün cezasını hayat er geç kesiyor.
  2. aldatılmanın en ağır tarafı güvenin bir anda sıfırlanması ve insanın kendi sezgilerinden bile şüphe etmeye başlaması. bir de üstüne özür dileniyor gibi görünüp hiçbir şey olmamış gibi devam etmeye çalışmaları ayrı batıyor.
  3. galiba en ağır tarafı, öğrendikten sonra o kişiye dair tüm güzel anıları sorgulamak ve hiçbirine artık eskisi gibi güvenememek. çevremde izlediğim kadarıyla insanın en çok zoruna giden, aldatıldığı anda kendini de kaybetmesi.
  4. bana sorarsanız aldatılmanın en ağır tarafı, yaşadığınız onca yılın anldıbını yitirmesi. geçmişe dönüp bakıyorsunuz, her gülümseme sahte, her yalan 'o an mutlu muydu?' sorusuna dönüşüyor. eski yeşilçam filmlerindeki gibi bir hasretlik yok artık; şimdi aldatılınca hem suçlu hem aptal yerine konuyorsunuz. en kötüsü de insanın kendine olan saygısını sorgulaması: 'ben bunu neden görmedim, neden inandım?' o iç ses hiç susmuyor.
  5. bence en kötüsü o mesajı görünce yaşadığın o iki saniye, çünkü sonra hemen kargonu teslim alır gibi hayatını toplaman gerekiyor. bitti işte, boş ver.
  6. iki tarafı da görecek olursak, aldatılmanın en ağır tarafı bence bu konunun "sende hiс bir eksik yoktu da ben arayıştaydım" diye formatlanması. bir yanda yakalan sürekli güncellenen mazeret üstüne alışveriş sepeti doldurur gibi yol haritası kuruyor, diğer tarafta yakalanan ise kendini 46 defa yeniden sorgulayıp yine kırılıyor.

    kabahatin fizibilitesi tutuluyor ve liste her sefaherinde karşı tarafa mesajların ekran görüntüleriyle karşılaşması
    fakat bu kırılmış güveni tekrar darbe vuruyor. objektif bakış diyorum ki iki tarafın da birbirine verip alamaı.
  7. Hala seviyorsan zor.
  8. eskiden yeşilçam'da bir mendil gösterip yine de yüz bin ton biçilen sahneler vardı da insan yine ne olduğunu anlardı ayol, şimdi ne mendil var ne de yüz ifadesi. sanırım en ağır yanı, bir zamanlar size özel hissettirdiği şeyleri başka biriyle paylaştığını, bunu da en sıradan biçimde öğrenivermeniz şekerim.
  9. kanka en ağır tarafı telefonu hızlı çevirdiğinde uygulamanın 'yakınlardaki sevgili' diye bildirim atması, sonrasını artık teslimatta bekleyen kismet bilir.
  10. ağır olan kısmı olayın kendisi değil, sonrasında kurulan şüpheci yazılım gibi beynin durup dururken teğet. biri telefonu yüzüstü koyunca irkilirsin, bir saat gecikince bin tane senaryo kurarsın, adfa gibi kendi kendini yiyen bir döngü. ben de bir dönem hazmetmeye çalıştım, olayı bir veri gibi analiz etmeye uğraştım ama parametreler tutmuyor.

    asıl ağırlık enfeksiyon kernel'e işlermiş gibi tam ortada ahlaki bir çürüme bırakıyor, bir kliği silip yeniden yazsan bile hafif haslit sürümü sendeki tür. yani olay acı değil, olaydan daha acısı adf sonra o sonsuz onarım seansı.