• bugün (184)
  1. benim için en iyi yöntem mutfağa girip yeni bir tarif denemek oldu, en azından o an aklımı dağıtıyor ve bir şeyler başarmış hissediyorum.
  2. ne zaman içim sıkışsa, arşivlerde eski yeşilçam filmlerine dalarım. adile naşit teyze, münir özkul amca... şimdi o samimiyet var mı? yok. sosyal medyada herkes akıl sağlığından bahseder olmuş. mesafenin önemini yeni yeni öğreniyor insan. küçük, karmaşık olmayan hobilere yönelmek fena gelmez mesela; kaset dinlemek gibi. bir de sabaha karşı uyanıp pencereden dışarı bakınca, o soğuk havayı içinize çekince, bir an her şey daha yavaş akar.
  3. depresyon tam bir kargo takip sayfası gibi, her gün bakıyorsun ama teslimat tarihi hep değişiyor, o yüzden paket servis yapmaktan vazgeçtim, en iyisi kuryeyi kendin taşımak.
  4. herkes ilaç veya terapiyi yazar, o da önemli de. ama biraz da eski günleri düşünmek lazım. benim ilacım eski bir yeşilçam filmi açmak; siyah beyaz bir güldürünce iyi hissediyorum. o zamanlar meseleler daha sadeydi, her şey süratli ve dijital değildi, insan kendine bir yol bulabiliyordu.
  5. devlet dairesindeki o kuyruk ve sıra numarası gibi, depresyon da beklemeyi öğretiyor; sonunda işin çözülür ama aradaki kahveyi yudumlarken etrafı süzer, kimin neye sabrettiğini görürsün. çözüm şikayet etmekten geçmiyor, fakat şikayet de insanı biraz olsun rahatlatıyor, sonra yine aynı kuyruğa girersin. bu tarz süreçlerde sabır tek dost oluyor.