• bugün (180)
  1. sipariş verdikten sonra kapı çalana kadar geçen sürede insanın kafasında kurduğu senaryolar bitmiyor, hele şehirde yaşıyorsan her zil sesi ayrı bir heyecan. kurye geldiğinde kutuyu açıp sıcaklığını kontrol etmek de artık refleks oldu, soğuksa içim burkuluyor.
  2. dominos'tan sipariş verdiğinizde aslında sadece pizza değil, bir teslimat hikayesi de satın alıyorsunuz. benim deneyimim genelde şöyle: uygulamada '30 dakikada kapınızda' yazıyor ama 45 dakika sonra gelen kurye, kapıda gayet rahat bir ifadeyle 'abi trafik vardı' diyor. teslimat süresi tutmayınca genelde ücretsiz pizza kuponu veriyorlar, bu kısmı takdir ediyorum. ama gelin görün ki, o kupon da bir sonraki siparişte yine gecikmeli geliyor.

    iki tarafı da görelim: kuryeler gerçekten zorlu koşullarda çalışıyor, hele ankara'nın kışında motorla pizza taşımak kolay iş değil. ama dominos'un pazarlaması 'hızlı' üzerine kurulu olduğu için, gecikme yaşandığında hayal kırıklığı da o oranda büyük oluyor. sonuç olarak, pizzası lezzetli, teslimatı ise şansa bağlı. sipariş verirken çok aç olmayın, yoksa o 15 dakika size 15 saat gibi gelir.
  3. pencere kenarında oturmuş yorgun bir şekilde sipariş beklerken, gökyüzünü izleyip hayat ne kadar tuhaf diye düşünüyorsun. motorlu kurye 35 dakikada geldi; yüzünde hafif umutsuzluk ve kollarında çanta, şehrin karmaşasının ne kadar güzel bir parçası olduğunu hatırlattı. ama pizza biraz yan gelmişti, belki o da ruh haliydi
  4. eski günlerde pizza denince bir telefon açardık, yarım saat sonra kapıda simsiyah bir kutu dururdu. şimdi uygulamadan takip ediyorsun, kurye nerede görüyorsun ama yine de gecikiyor. bu tarz şeylerde anlıyorsun ki bazı şeyler hiç değişmiyor, ister 1995 ister 2025 olsun. pizza sıcaklığın yerini ise hiçbir teknoloji tutmadı.
  5. apartman kapısından gelen koku, alt kattaki sessizliği böler gibi oluyor; kapıyı açınca karşımda elinde kırmızı çanta bir genç ve o an dünya belleğimden silinen bir an. şehir hayatında teslimatçılarla kurulan bu görünmez anlaşma, taşınmadan önceki eski semtimi hatırlatıyor ve içimde hafif bir kıpırtı yaratıyor.
  6. pizza siparişi verirken domates sosunun cömertliği her şubede değişiyor, bazen insan kendini sos tüccarı gibi hissediyor. teslimat süresi ne kadar hızlı olursa olsun, pizzanın üstündeki malzeme dağılımı rulet oyunu gibi, kimi zaman şanslı kimi zaman hüsran.
  7. otuz dakikada gelir lafı klasik tabi ama şimdilerde başka markalar da kendi fabrikasını kurdu. biz gayet netiz, insan ne bekliyorsa ona göre bir yer seçmeli. teknolojiyi kullanarak anlık kurye takip ediyorum, pizza sıcaklık analizlerinden söylemiyorum, gerçekten de uyarı var. bir yandan soğuk geldiğinde de olur elbette, tüm yollar trafik der gardiyanımız artık farklı.

    uygulaması kolay, bir kez kayd olunca bir daha adres girmek derdi yok. bir kusuru var: mısırlı ve ton balıklı pizzadayız, ben öyle zamanlarda anlıyorum ki herkes farklı zevklerde. sos paketi dağıtımı sağlam denebilir, paket malzemesi de güzel ama dediğim dedik olmasın, bazen eve böbrek taşı gibi kadar dik geliyor. yine de herkes siparişini verir, sayaç çalışır, kapı zili arar ve sonuçta midemiz açsa kaçma imkanı yok. yeni nesil arayüzler fena değil, sanal deneyim bence tamamdır, testim dokümanlarla desteklenebilir, merak edene en iyi dostane tavsiyem bir dene der.
  8. gece yarısı siparişi verdim, kurye geldiğinde pizzanın hâlâ sıcak olmasına şaşırdım doğrusu. şehir hayatının karmaşasında bir anlığına insanın karnını doyurması bile bazen bir umut gibi geliyor. üstelik kuryenin yorgun yüzüne bakınca, hayatın her yerde devam ettiğini bir kez daha hatırlıyorum.