• bugün (187)
  1. korku filmi seçimi yaparken önce asıl amacı netleştirmek lazım. koltuktan zıplayıp çığlık atmak mı istiyorsunuz, yoksa öyle içinize işleyen, geceleri uykunuzun kaçmasına neden olan psikolojik bir şeyler mi arıyorsunuz? ben bu iki tür arasındaki farkı yıllar içinde şehir hayatının işleyişi gibi çözdüm. bir korku filmi, izlerken atmış olduğunuz ambiansla birebir ilgili. küçük bir şehirde tek başına izlenen her film daha ürkütücü oluyor, ama gürültülü bir ailenin ortasında etkisi yüzde elli düşüyor. size şöyle söyleyeyim, gerçekçi diyalogları olanı bulun, kan revan içindekilerden hep kaçın. izleyen gözüyle ben, diyorum ki; insan gördükçe korkuyor değil, görmedikçe korkuyor. yani boşluk hissini iyi ayarlamış bir film her zaman daha akılda kalıcıdır.

    gerilimin yavaşça vücudunuzu sarması, bir pencere kenarında esen rüzgarın bile size tepkisi vermesine yetiyor. bence tavsiyeler arasında kaybolmayın, içinize sineniz neyse onu seçin. filmin kötü adamı bir insansa sonu daha sarsıcı; hayaletsi bir şeyse uykudan önce makul kapatabiliyorsunuz. bu mahallenin dar sokaklarında yürümüş herkes bilir ki, asıl korku filmi bazen evin penceresinden görünen o karanlık bahçedir. neyse ki siz benden öneri isterken, ben zihnimde birçok filmi yeniden izlemiş gibi oldum. güzel olur umarım.
   tümünü göster